AYAKLAR VE TIRNAKLAR

Toplumun insanı yöneltmesi ve özellikle “kültür” sürecine dâhil etmesi bildiğimiz bir durumdur. Gel gelelim ki bizim ülkemizde bu böyle işlemez. Biz de “başlar” ayakları yönetir, ayaklar parmakların üzerinde yürüyerek adam olur; parmaklar da tırnakları çiğner. Zaten uzayan tırnakların kesilmesinde bir mahsur yoktur. Kimse alınmasın ama hepimiz tırnağız. Parmak olmak için paramızın, ayak olabilmemiz içinse “insanlara güzellik salvoları” saçabilecek bir dilimizin olması gerekir.

 

Hiç kimse iyi olduğunu zannetmesin. Eğer biz iyi olsaydık, başlar “başlığını”, ayaklar ise “ayakkabı dolabı”nın yerini bilirdi. Bir de “kerata” vardır; mecaz anlamını siz bilmeyin, meşhur ayakkabı çekeceğimiz. …“Ayak”ların da ayakkabı derdi var tabii, her kaba sığmıyorlar. Ayaklarımız aylak olunca daha da bir güzel. Kılağılı kılıçlardan keskin oluyoruz.

 

Azizim,

İnan ki hiçbir kılıç dili kesmez. “Cahillik ve yobazlık” öyle çekici gelir ki bizim halkımıza; saatlerce kapı önü sohbetleri yapmayı bilenler “ne haklarını aramayı bilir ne de konuşmaktan başka” bir icraatta bulunur. Oysa bizler şeytana pabucunu ters giydiririz, değil mi?

 

Evet, kadına şiddet uygulamayı ve onu toplumdan soyutlamayı biliriz; hele hele küfretmekte, bir futbol maçı için sokakta satırlarla gezmekte çok yetenekliyiz. Bu yetenekle Yüce Yaradan sonumuzu hayır eylesin…

 

Ensar KILIÇ

You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

Yorum Bırak

Powered by Webmaster Forum