FİL NEYE BENZER?

 Gerçeğe, bilinmeyene duyulan sonsuz arzu sayesinde ulaşıyoruz. Çoğu zaman gerçeği görmek zordur; anlamak ise çok daha zordur. Gerçeği ve olanı görmek, anlamak çoğu kez insana ağırda gelebilir. Bunu aşmak için önce ön yargılarımızı bir kenara koyup, olaylara tarafsız bakabilmeliyiz. Yaşadıklarımıza baktığımızda gerçeğin o kadar da uzak olmadığını, algılarımızın bizi yanıltabileceğini, gerçekliğin aslında çok basit olduğunu da göreceğiz.  

Belirsizlik, beraberinde insanın algısında yanlış resmin çizilmesini getiriyor. Mevlana’nın aktardığı ‘Fil neye benzer?’ öyküsünde algının belirsizliğine çok güzel işaret ediliyor. Gerçeklerin küçük bir müdahaleyle nasıl kişiden kişiye değiştiğinin ibretlik bir öyküsü aslında.

‘Hintliler, karanlık bir ahıra bir fil getirdiler ve daha önce hiç fil görmemiş olan halka onu göstermek istediler. Hayvanı görmek için o kapkaranlık yere bir sürü insan toplandı. Fakat filin konduğu ahır o kadar karanlıktı ki, fili görmenin imkânı yoktu. O zifiri karanlık yerde insanlar ellerini uzattılar ve filin nasıl bir hayvan olduğunu anlamak için orasına burasına dokundular. İnsanlardan birisi, filin hortumunu elledi. ‘Fil nasıl bir hayvandır?’ diye sorunca, ‘Fil, bir oluğa benzer.’ dedi. Başka birisi filin kulağını elledi, ‘Fil bir yelpazeye benziyor.’ dedi. Bir başkası hayvanın ayağına dokundu, soranlara, “Fil bir direğe benziyor.’, dedi. Bir başkası filin sırtını ellemişti, ‘Fil bir taht gibidir.’, dedi. Başkaları da filin neresine dokunursa hayvanı nereye benzettiyse, ona göre anlatmaya koyuldu. Herkes farklı şeyi gördüğü için farklı şeyi anlattılar.’

Karanlık yere girip de file dokunan kim varsa, hepsinden bir cevap alınmış. Herkes filin hangi yerine dokunduysa, nasıl algıladıysa fili ona göre anlatmış. Her biri farklı şeyler söylemiş. Görüşleri, sözleri birbirini tutmamış.

Eğer insanlar o karanlık yere ellerinde bir mumla girmiş olsalardı, sözlerinde hiçbir aykırılık olmayacaktı. Çünkü herkes aynı şeyi görüp, aynı şeyi söyleyecekti.

Algılarımızın gerçeklerin üzerini örtmemesi için bütünü görebilecek tedbirleri almalıyız. Herhangi bir konuda tarafsız değerlendirme yapmak, işlerimizde ve düşüncelerimizde kişisel algılarla değil; gerçeklere dayanarak, hüküm vermekle olur. Bu dünyayı yaşanır kılacak olan temel değerler, tüm insanlığın ortak gerçekleri ile örtüştüğü gün, hayat bayram olacak.

Gerçeklere ulaşmak, bütünü algılayabilmek, açık gözlerle aydınlık bir ortamda gerçekleşebilir. Unutmayalım…

 

 

You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

Yorum Bırak

Powered by Webmaster Forum