KAÇ’IŞ

Görmek istemediklerimizi hep kanepe altına saklayanlardanız biz ya da  yaka paça kalbimizin kuytularına taşıyanlar… Aslında görünce katlanamayacağı ayrıntıları saklamak ister insanlar. İstemeden sahip olduğu bir bebeği, yapılan bir hatayı hep kanepenin altına saklarlar. Kesin çözümün, gözardı edilmesi  gerçeği bunun aslında sorunlardan kaçış olduğunu örtmez. En son ne zaman kaçarız, en çok ne zaman? Kaçıncı yangında yok olmaktan kurtulup tekrar yürütmeye başlarız bir plağı? İnsanoğlunun yaşam döngüsü bir plağa benzer .Bir plağın çalışma prensibiyle bir insanın yaşama döngüsü de birbirine paralel… Şimdi eski bir şarkının bozuk plağında sendeliyor kaçışlarımız…Pikap iğnesi öyle ustaca ilerler ki bu hayatımızdaki en değerli olgunun karşılığıdır. Biz pikap iğnesine ”zaman” diyenler… Geçmesi mümkün olsun diye yaralara da ‘zaman’ deriz.Aslında farketmeden zamlandırırız an’ımızı. Hayat olması gerektiği gibi değil de olduğu gibi ilerliyor ne plağı durdurabiliyor insan ne de pikap iğnesini. Ne Paris olup kaçırabiliyor Helen’i ni ne de zeus olup hükmediyor… Sadece kaçıyor. Bir dur de kaçışına ve kaçışma. Sendele, düş, yaralan ama asla vazgeçme , en özeli de kendinden asla kaç’ma!

You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

Yorum Bırak

Powered by Webmaster Forum