Şiir Yarışması Sonuçlarının Açıklanması

Geleneksel “Simit Çay Edebiyat Etkinlikleri Şiir Yarışması”nın sonuçları şu şekilde oluşmuştur:

 

1. Masmavi Bir Düş/tü (Sercan BULUT)

2. Gettoda Doğmuş Çocuk Kaderiyle (Abdullah UMUT)

3. Gölgeler (Sezer KARA)

4. Bir Şey (Mehmet ÖZTÜRK)

5. Şiir ve Yaşam (Kerem ASLANTAŞ)

—————————————————–

Son elemede (4. eleme) değerlendirilen diğer şiirler

6. Olmuyor İşte (İsmail GÜL)

7. Şiir Şiir Ölüm (Önder ÇAKIRTAŞ)

8. Beni Islak Bırakma (Zeki ERSOY)

9. Aşk Olsun Sana (Alptekin TOPAL)

10- Alice (Doğukan ÖZDOĞAN)

11- Koşarken Ayağı Takılıp Yere Düşen Bulutlara Gazel (Özkan GÜNAYDIN)

12- Mecnuniyet Vaveylamı (Ömer KARAKÖSE)

13- Ya Da Salata (Cevher Alp PALABIYIK)

14- Gönderilmemiş Hüzünler (Bayram AKGÜL)

Seçici Kurul: Ensar KILIÇ, Yusuf EKEN ve Seda Nur KURT yönetimindeki, Simit Çay Gönüllü Şiir ve Sanat Kurulu.

 

MASMAVİ BİR DÜŞ/TÜ: RM: BULUT

Kayanın dibinden alkış tutan balık

Ve bir öğleden sonra yorgunluğu

Camlardan taşıyor ayrılık

Patlıyor kaburgalarımın düğmeleri

Canlardan giriyor ölüm.

Sadece fragman artık mezar taşları.

Dostlarım! Masmavi bir bahardı oysa gördüğüm

Dalda tomurcuk infilakı ve güvercin uğraklığı…

Başlar öne eğik göğüs içerde

Sahilden gizlice sürünüyor bedenim

Kumsal üstü uçan mayın bahçesi

Masmavi bir düştü dostlarım, gördüğüm

Bir kulak, bir diş ve dikenli tel

Bütün bu sığınaklara engel.

Dumas öldü

Ve Paris “rezaletler şehri”

Bir zenci uyuyarak rüyama girdi.

Sahilden dostlarım, masmavi bir düştü gömdüğüm

Balıklar sonsuza dek solacaklar.

Göğsüm gerili gergef

Aklım uzak bir gemi kamarasında

Kalbim bir İsviçre kantonu.

Bir sürü hatıram kaldı uzakta bir köy çocuğunda

Sayfalar bensiz dolacaklar.

Masmavi bir düştü dostlarım öldüğüm.

İrlanda kadar temiz gövdelerimiz.

Değil miydi ki yâr kolunda ölmekten daha sevimli açlık?

Bir kadın bu gece bir lorda yataklık…

Kızların gözleri geziniyor avlularda.

Masmaviden de mavi bir düştü gördüğüm dostlarım.

Şehre yürüdü yalnız ayaklar bir gece vakti.

Surlardan aşıp içlere gireceklerdi.

Karanlığı böldü alev, metal hızla eridi.

Masmavi düştü tam da gördüğüm dostlarım

Kan ve demir tadı

Chopin artık çok geride

Hava ayazladı.

Bozkır son duasını etti

Son günahlar işlendi.

Ellerinde hoş kokulu mavzerler

Şimdi dişlerimizi dökmeye gelecekler.

Masmavi gördüğüm dostlarım, bir düştü.

Her biri sırtüstü maviliğe düştü…

2. GETTODA DOĞMUŞ ÇOCUK KADERİYLE: RM: Umut Prensi

Taze bir bahar gibi odama
Sığınan güneşli yüzünü
Kıskanıp kaslı sihirbazların pembe soluklarında
Susayınca kuşların ezgilerinde özlediği gözlerine
Gettoda doğmuş çocuk kaderiyle

Aynaların gerisinden çıkardığım dokunaklı manifesto
Şehri griyi boyayan yüzümdü
Yüzümdü korsan bağlanma biçimidir sana
Deniz görmemiş vücudumu utandırmamana yoruyorum
Reklamların seni keşfe çıkmamış olmasını
A harfinin peşi sıra koşusu B harfine
Seni yanıltmasın bir de
Sokak köpeklerine sığınması ellerimin

Kına yakıp yolladığım bir gelecek zaman eki gibi
Uzaktan seyrederdim seni senin sessizliğinde
Üzerime çöken uzunca bir sis gibiydin
Kalbimin şehirlerinde
Dünyaya giden seferlerim iptal oldu
Kılıcımı örselemiş buldum mor süvariler durağında

Ama bu gözlerin kıyasıya rekabete sokuyor beni
Nisanın acımasız vuruşlarıyla
Tel örgüleri kanatarak bir çay ısmarladım sana
Sesini göğsüme yayarak
Yağmurun dinmesini bekliyorum Afrikalı çocuklarla
Saçak altında ağzımızda adının efsunlu hali
Güneşe selam durarak
3. GÖLGELER: RM: İbrahim Ahmet

ne bir ışık ötesinde gecenin
ne şafağa bir lahza yakın
gölgeler, küçük siyah haramiler gibi kimi zaman
bazen de alabildiğine uzun, bir tabut boyu
eski duvarlarında sıvasız evlerin
yaşıyorlar

güneş tutsak edilmiş göğün zindanlarına
aya kara çalmış siyah kocaman eller
gündöndüler boyun bükmüş
karanlığa göç var zannederim
zira eski duvarlarında sıvasız evlerin
hayaller
yaşıyorlar

emekli jonglörün bavulu hazır
büsbütün küstük ışıklara
yahud aydınlık bizi terk etti
muamma
mağlup bir general edası ilişti gözüme
eskiden ayna olan o şeyde
gidiyoruz karanlığa
gölgelere akın ediyoruz koşun
eski duvarlarında sıvasız evlerin
hep lambalar
sönüyorlar

şantör yorgunluğunda parmaklarım
bir tetiğe dokunmayagörsün
geceyi vuracağız elbet göğsünden
güneşin tutukluluk halinin devamına
ve son sigaramın da idamına hükmetmiş
alaburus saçlı hakimler
gidelim öyleyse bay jonglör
eski duvarlarına sıvasız evlerin
geliyorlar

 

You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

Yorum Bırak

Powered by Webmaster Forum