BİRKAÇ DAMLA SEN

Hazan yapraklarıyla , solgun çiçeklerle çevriliyken her yer , kara bulutlar dolanırken dört bir yanımda , güneşli günlerle geldin. O gün korkulu bir rüyadan büyülü bir gerçekliğe uyanmışçasına kalktı gözlerimdeki perde , aklımdaki rutubet , kalbimdeki kasvet. Her gün bir öncekinden daha ışıl ışıl oluyor gözlerin gözlerime her değdiğinde hayatı güzel gösteren pencereler açılıyordu. Şimdi ise bunların hepsi kalbimde hazin bir boşluk.

Yapayalnız bırakıp beni , gittin. Balonu patlamış , kuşu ölmüş bir çocuk misali bir yanım buruk , diğer yanım kırık. Gözlerim yollarını gözlemekten vazgeçse bile kalbim usanmadan seni beklemekte. Bense aklım ve kalbim arasındaki bu ikilemde sürdürüyorum hayatı. Kalbim inatla ” Gelecek ! ” diyor . Ama ne yazık ki sen gelmiyorsun. Sonuna üç nokta konulmuş bir hikayenin belirsizliğinde bırakıyorsun beni. Arkadaşı başka şehre taşınmış çocuk , nice sevgililer uğruna yaprakları feda edilmiş bir papatya çaresizliğiyle bir umut , kalbime uyup bekliyorum ve şu deli aklımdan da bir türlü atamıyorum seni. Bir yandan sevgin büyüyor , diğer yandan özleminin hüznü bürüyor. Onca şeyden sonra elde var bitmek bilmeyen bir bekleyiş , tükenmeye yüz tutmuş zaman , ziyan olmuş yıllar.
Hayatı israf etmenin de hesabını vereceğiz bir gün ve sen yine de gelmemeye devam edeceksin , biliyorum. Keşke gelsen veya gelmek için bir adım bile atsan sol bahçemde bir cümbüş , bir şenlik , açacak pembeli morlu çiçekler. Gülmeyi beceremeyen şu ağzım kulaklarıma varacak , hafızamın azizliğine uğramayan uğrayamayan tüm anılar canlanacak . Fakat dedim ya , sen gelmiyorsun.
Karmaşıklığın içinde boğulurken bir gün daha bitti. Hava ılık , gökyüzü kızıl . Yanımda yalnızlık , seni düşünüyorum . Her günbatımında olduğu gibi sessizliği dinleyip sensizliği iliklerime kadar hissediyorum. Kendimi bir uçağın penceresinden boşluğa bırakıyorum , paraşütüm açılmıyor , ölümün sıcaklığı sarıyor her yerimi. Hızla yere çakılıyorum fakat ölmüyorum. İnat edip direniyorum. Sonra derin sulara dalıyorum . Yüzdükçe yüzüyorum , kulaçlar atıyorum . Ardından kollarım yoruluyor denizin ortasında kalıyorum. Seni sevmek de böyle bir şey işte. Ne geri gidebiliyorum ne de ileri. Hayatın tam ortasında kalıp hiçbir yere varamıyorum. Haykırıyorum uzaklara boğazımı yırtarcasına. Susmuyorum bir türlü , susturamıyorum kendimi. Şu yaşta delirmenin ne kadar güzel olabileceğini düşünüyorum. Güneş tamamen batıyor , ay parlıyor ve ben bir umut yarını bekliyorum.
Günler geçiyor arkasından ayları sürükleyerek. Sana varan her şey eritiyor beni avuçlarında. Bütün çizgilerini ezberlediğim yüzünü yavaş yavaş unutuyorum güneşin her doğuşunda. Sonra atıyorum kendimi şehrin sokaklarına . Döküyorum içimi damla damla , sayfalarca. Benim gibi yorgun bu sokaklar da . Çünkü tonlarca sen bıraktım asfaltlarına.
Sevil SEYMEN
You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

Yorum Bırak

Powered by Webmaster Forum