NÂ’İLÎ-İ KÂDİM

YAŞAMI – EDEBÎ KİŞİLİĞİ – ESERLERİ – ŞİİR ÖRNEKLERİ
A. Yaşamı

Nâ’ilî veya Nâ’ilî-i Kadîm olarak bilinen 17. yüzyıl divan şairi. Ayrıca bazı kaynaklarda Nâ’ilî Mustafâ olarak da geçmektedir. (Gölpınarlı, 1953: s. 3) Kaynaklarda Nâilî-i Cedîd olarak geçen Manastırlı Hoca Nâ’ilî Sâlih Efendi (1823–1876) ile karıştırılmaması için kendisine Nâ’ilî-i Kadîm denmiştir. (Odunkıran, 2010: s. 113) İstanbul’da doğan şair, Neşâtî ile birlikte Türk edebiyatında sebkihindi akımının öncülerinden olmuştur. Nâ’ilî’nin doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Ancak 1623-1639’da gerçekleşen Osmanlı-Safevi Savaşı sırasında IV. Murat’a bir kaside sunduğunu düşünürsek, 17. yüzyılın başlarında doğduğu düşünülebilir. Şairin yaşamı hakkındaki bilgileri daha çok şiirleri ve maden kalemindeki görevi dolayısılığıyla edinmekteyiz.
Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Nâ’ilî, babasının yolundan giderek maden kaleminde memuriyete başlamıştır. Şairin duyuş ve düşünüş derinliğine baktığımız zaman iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Nitekim Safâ’î Tezkiresi’nde şairin iyi bir eğitim gördüğü ancak medrese öğrenimi görmediği anlaşılmaktadır. Şairin anne ve babasını erken yaşta kaybetmesi onun yaşam boyu sürecek sıkıntılı hâlinin başlangıcı olmuştur. Nâ’ilî ayrıca bir kaside şairidir. Ancak kasidelerine hiçbir zaman istediği ilgiyi bulamamış, yaşamı boyunca maddî zorluklarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yalnızca bir dönem Salih Paşa ve Sadrazam Ahmet Paşa tarafından himaye edilmiştir. (TDOE, 2005: s. 499)
Nâ’ilî, Halvetiye tarikatına mensup bir şairdir. Şairin, kendisi de bir Halvetiye şeyhi olan ve İran şiirindeki ince anlatım zevkinin edebiyatımızdaki en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Neşâtî’den aldığı dersler onun edebî kişiliğini oluşturmasında önemli bir yere sahiptir. (B. M. Tahir, 1972: s. 260) Onun şiirlerinin edebî değeri, dönemi ve daha sonrasında yazılan tezkirelerin hemen hemen hepsinde takdir görmüştür.
Nâ’ili tezkirelerde anlatıldığı üzere güçsüz yaradılışlı ancak incelik sahibi bir insandır. Özellikle maden kalemindeki işinden azledilip Fazıl Ahmet Paşa tarafından Edirne’ye sürülmesi onun yaşama daha da karamsar bakmasına neden olmuştur. Şair burada Halvetiye tarikatının Gülşenî koluna bağlanmıştır. Edirne’de yokluk içinde bir yaşam geçiren Nâ’ilî, ölümünden kısa bir süre önce F. Ahmet Paşa’dan affını istediği bir kaside sayesinde İstanbul’a dönmüş, 1666’da vefat etmiştir. (Mengi, 2008: s. 208)


B. Edebî Kişiliği
Nâ’ilî bir yüzyıl sonra Şeyh Gâlib ile zirveye ulaşacak sebkihindi akımının Neşâtî ile birlikte 17. yüzyıldaki en güzel örneklerini vermiştir. Nâ’ilî her şeyden önce kendi üslubu olan bir şairdir. Bu da onu Türk edebiyatındaki önemli klasik şairlerden biri yapmaktadır. Bir gazel şairi olmanın yanında kasideleri ile de tanınmaktadır. Nâ’ilî, tek beyitlik söyleyişler içinde yoğun anlamlar ve görülmemiş hayaller sığdırmayı başarmıştır. Bilinen mazmunlara yenilerini katmış veya onları yepyeni bir açıdan ele almıştır. Kelime seçiminde ve bu kelimeleri bir araya getirmekte usta olduğu için güzel ve sağlam söyleyişin örneklerini vermiştir. (Kabaklı, 1985: s. 389-90) Onun şiiri anlatım bakımından son derece sağlam ve edebî bir şiirdir. Nâ’ilî, Gâlib’in bütünleştirdiği anlam-anlatım bütününün anlatım olarak temellerini kuran kişidir. Onun ince hayalleri ve Arapça-Farsça tamlama öbekleriyle kurduğu estetik bütünler edebiyatımızda yeni bir çığır olarak nitelendirilmiştir. Şairin ince duygu dünyası ve özgün buluşları; divan şairlerinin pek çoğundan üstündür. Faik Reşat, Nâ’ilî’nin Nef’î’den sonra yeni ifadeler bulmada divan şiirinin en iyi ikinci şairi olduğunu söylemektedir. Ancak bu konuda Muallim Naci’nin şaire önemli bir eleştirisi vardır. Naci’ye göre Nâ’ilî yer yer yeni söyleyişler uğruna şiirin güzelliğini feda etmektedir. Ama yine de zor bir yaşam geçiren şairlere baktığımızda onun en âşıkane gazelleri yazdığını belirtmektedir.
Nâ’ilî’nin şiirinde tasavvuf önemli bir yer tutmaktadır. Ancak kendinin de belirttiği gibi o yalnızca bir tasavvuf şairi olarak adlandırılamaz. O insana ait zevklerden divanında insani birer ihtiyaç olarak bahsetmektedir. Şair her ne kadar genellikle tanrısal aşk ile ilintili eserler meydana getirse de maddi dünya ile bağlantılı şiirler de yazmıştır. Bunun için ona tam bir mutasavvıf demek mümkün olmayacaktır.
Nâ’ilî’yi en çok etkileyen iki şair Neşâtî ve Nef’î’dir. Şair özellikle Neşâtî’den aldığı dersler sırasında sebkihindiyi daha iyi tanıma fırsatı bulmuştur. Ayrıca Nef’î okuyarak şiirdeki buluş yeteneğini geliştirmiş, tüm sanat yaşamı boyunca koşulsuz bir anlatım güzelliği peşinde koşmuştur. Şairin Nef’î’nin şiirlerine yazdığı birçok nazire bulunmaktadır. Şeyhülislâm Bahâyi ve Şeyhülislâm Yahyâ Efendi de Nâ’ilî’nin nazire yazdığı şairler arasındadır.
Nâi’lî divan edebiyatının mevcut anlam değerlerinin dışına çok da çıkmayı denememiştir. İşte onun şiirine gerçek değerini veren şey de şairin mevcut olanaklar dâhilinde hazırda bulunan eserlerden daha farklı ve özgün bir anlatımı yakalamış olmasıdır. Divan edebiyatının Türk topraklarında doğuşu Fars etkisiyle olmuştur. Bundan dolayı Türk şiiri uzun süre kendi benliğini bulabilme mücadelesi vermiştir. Kuşkusuz bu mücadelenin belki de ilk büyük savaşçısı Necâtî Bey’dir. Necâtî’nin şiirinde duyumsamaya başladığımız Türkçenin ifade bazında dirilişi özellikle 17. yüzyılla birlikte gelişimini tamamlamıştır. Bu yüzyıl sanatkârları Fars edebiyatından gerek akım bazında gerekse yapıt olarak etkilenmiş olsa da şiirlerde yerel bir söyleyişin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. İşte Nâ’ilî’in edebiyatımızdaki en büyük önemi de bu açıdandır. Neredeyse bütün tezkireler onun Neşâtî ile birlikte yeni bir çığır açtığını söylemektedir. Bu iki şairimiz divan edebiyatının mevcut olanaklarıyla yeni bir anlatım geliştirmeyi başarmıştır. İfadenin uzun ve sanatkârane oluşu itibariyle yine Fars edebiyatından etkilenseler de kendisine özgü bir anlatım geliştirmeyi başarmıştır. Bu konuda Gölpınarlı şöyle demektedir: “Naili de bütün divan şairleri gibi kendisinden önce gelip geçen şairlerden ve kendisiyle çağdaş olan bu şairlerin şiirlerinden ilham almış, aynı estetik ve aynı teknik dâhilinde aynı mazmunları kullanarak hüner göstermeye çalışmıştır ve gerçekten de bu ayniyetçi edebiyatta orijinalite göstermek pek güç olduğu hâlde bunu, mümkün olduğu kadar başarabilmiştir.”
C. Eserleri
Şairin bilinen tek eseri Dîvân’dır. Şairin divanı 1970’de tenkitli metin olarak haluk ipek’ten tarafından hazırlanmıştır. Ayrıca Dîvân’ın Mısır’da yapılmış bir baskısı da vardır. Yine Gölpınarlı’nın 1953’de yayımladığı “Naili-i Kadim: Hayatı, Sanatı, Şiirleri” adlı eseri Nâ’îlî Dîvânı ile ilgili yapılmış bir diğer önemli çalışmadır. Bunun yanı sıra, Dîvân’ın yazma nüshalarında, mecmualarda ve cönklerde de Nâ’ilî’ye ait kimi şiirler bulunabilmektedir. 2012’de Özer Şenödeyici’nin yaptığı bir çalışma ile Dîvân dışında kalan bu şiirler bir araya getirilmiştir. (Şenödeyici, 2012: s. 1925-1939)

Ç. Şiirlerinden Seçmeler
a. Gazeller
Gazel 1 (fâilâtün / fâilâtün/ fâilâtün / fâilün)
Sîne gülzâr-ı mahabbet nâle bülbüldür bana
Vakt-i dâğ-efrûzi-i dil mevsim-i güldür bana

Cünbişinden dâğ-ber dildir gazâlan-ı Huten
Nâfe-rîz-i kâm ü hâhiş kim o kâküldür bana

Hissedâr eyler şemîminden dili hengâm-ı âh
Fikret-i zülfün ki her dem tâze sünbüldür bana

Zûr-ı bâzû-yı nigâhım dest-bürd-i işvedir
Çâk-rîz-i ceyb ü dâmân-ı tahammüldür bana

Nâ’ilî i’caz-ı nutkumdur ki eyler ter-zeban
Hâme kim şem’-i şebistân-ı tahayyüldür bana
Gazel 2 (mef’ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün)
Bîgâne-i mahabbetin olmaz gam-âşinâ
Ey dâğ-ı derdin eylemeyen merhem-âşinâ

Kûyun ki Kâbe-i dil ü candır olur mu hîç
Leb-teşne-i zülâl-i gamın Zemzem-âşinâ

Sûr-ı safâ-yı vuslata olmaz firîfte
Halvet-güzîn-i ışkın olan mâtem-âşinâ

Ermez mi Nâ’ilî dem-i subh-ı inâyete
Olmaz mı goncezâr-ı emel şebnem-âşinâ

Gazel 3 (fâilâtün / fâilâtün/ fâilâtün / fâilün)
Şâdi-i vuslat niçin tahmîl-i nâz eyler bana
Rind-i şâdî-düşmenim ben gam niyâz eyler bana

Nâ ümîd ol haste-i can-der gülûyum kim kazâ
Baht-ı bîmârı tabîb-i çâre-sâz eyler bana

Bir dil-i bî tâb ile bin gamzeye âmâdeyim
Ey deyen hükm-i kazâdan ihtirâz eyler bana

Baht-ı pür âzârın eylerse telâfîsin yine
İltifât-ı gamze-i hâtır-nüvâz eyler bana

Eylemem mazmûnuna Cibrîl’i mahrem Nâ’ilî
Gamzeler kim fitneden ifşâ-yi râz eyler bana

Gazel 4 (mefâilün feilâtün mefâilün feilün)
Şarâb-ı nâb getirdikçe nîm hâb sana
Tutar elinde kadeh mâh u âftâb sana

Hezâr pâre dile leblerinden et sâki
Eğer düşerse nemek-rîzi-i kebâb sana

Muhâldir eser ol çeşm-i ser-girâna hemen
Hamîr-i mâye-i nâz olmasın şarâb sana

Bir olsa zerre-i mirrîh ile dil-i Behrâm
Yine getirmiyeler bir nigâha tâb sana

Nigâh-ı mestin ile bildi âşinâ idüğün
Bakınca Nâ’ilî-i hânüman-harâb sana

Gazel 5 (feilâtün feilâtün feilâtün feilün)
Döndürüp her gülü bir ahker-i sûzâna sabâ
Dağlar yaktı dil-i bülbül-i nâlâna sabâ

Şâh-ı nevrûzdan oldu yine mülk-i çemene
Gonce tûmarının îsâline pervâne sabâ

Nâ şekîbâyi-i bülbül nola efzûn olsa
Söyledi derdini gûş-ı güle mestâne sabâ

Dokunur dillere yârin ser-i giysûsunda
Turra-i sünbüle gâhî ki urur şâne sabâ

Nâ’ilî sâhâ-i ber sünbül-i firdevse döner
Bûy-ı zülfün getirse harem-i câna sabâ

Gazel 6 (mefâilün feilâtün mefâilün feilün)
Cihânı etmeğe bir lâhzada harâb sana
Yeter o nerkis-i mahmûr-ı nîm hâb sana

Hazer gurûrdan ey âftâb-ı behcet kim
Zamân ola gele her zerreden hicâb sana

Yeter harâbi-i rindâna bir nigeh sâki
Giran gelirse eğer câm-ı pür şarâb sana

Düşerdi manzara-i çâr-tâk-ı nahvetten
Bu hüsn ile nazar etseydi âftâb sana

Nedir bu feyz-i sirâyet ki sâkıyâ vermiş
Lebin şarâba letâfet şarâb-ı nâb sana

Selâm-ı Nâ’ilî-i zârdan mı incindin
Nedendir ey ham-ı ebrû bu pîç ü tâb sana

Gazel 7 (fâilâtün / fâilâtün/ fâilâtün / fâilün)
Sen veribsin âriyet bu cân-ı mahzûnı bana
Senden ayrılmak heman ölmektir ey hûnî bana

Gösterir ser-geşte hâl-i vâdi-i hayret henûz
Girdibâd-ı deşt ü sahrâ rûh-ı Mecnûn’ı bana

Ben özümden bîhaber mecnûn iken verdi hırâş
Akl edip şâgird-i nâ kabil Felâtûn’u bana

İ’tibâr etme revâc-ı kâr için bercîs-i çerh
Çeşmine derse sen öğrettin bu efsûnu bana

Nâ’ilî sağım bu hasrettir ki âhım gösterir
Reng-i hâküsterde pâ ber câ bu gerdûnu bana

Gazel 8 (mef’ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün)
Kâküllerin ki çîn-i cebîn üzre buldu tâb
Gösterdi cezr ü meddini deryâ-yı ızdırâb

Dünyâya berk-ı tiyg-ı nigâhınla tâb ver
Düşsün sipâh-ı fitneye teb-lerze-i itâb

Âlem harâb olur nigehinden ki eylese
Ser-cûş-ı câm-ı işve şikest-i humâr-ı hâb

Deyr-i cihanda bir sanem-i şîve-gâr ile
Zünnâr-bend-i ışk olalı hâlimiz harâb

Fart-ı hücûm-ı nârdan ol şûha Nâ’ilî
Reng-i şarâb-ı işve olur perde-i hicâb

Gazel 9 (mef’ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün)
Gül hâra düştü sîne-figâr oldu andelîb
Bir hâra baktı bir güle zâr oldu andelîb
Şehnâme-hânlık eyledi Keyhüsrev-i güle
Destân-serâ-yı sebz ü bahâr oldu andelîb
Feryâda başladı yine her perri hârdan
Dîvân-serâ-yı gülde hezâr oldu andelîb
Gül gördü pâre pâre ciger gonca gark-ı hûn
Memnûn-ı zahm-ı hancer-i hâr oldu andelîb
Ey Nâ’ilî vedâ’-ı gül ü bâğ u râğ idüp
Mehcûr-ı yâr u dâr u diyâr oldu andelîb

Gazel 10 (mefâilün feilâtün mefâilün feilün)

Sümûm-ı bâdiye ye’s olur şemîm-i tâb
Riyâz-ı bahtıma olsa vezan nesîm-i tarab

Garîb-i şehr ü diyâr-ı mahabbetin bir olur
Yanında külhan-ı gam gülşen-i naîm-i tarab

O kıblegâh-ı temennânın eyler olmağa nâz
Gedâ-yı kûyu tavâf-âver-i naîm-i tarab

Tegafüliyle eder güft ü gûy-ı rûhânî
Gamiyle ülfet eden olsa da nedîm-i tarab

Olur mezak-ı hakîkatte Nâ’ilî hem-reng
Humâr-ı derd ü keder neşve-i amîm-i tarab

D- Kaynakça

Bursalı Mehmed Tahir (1972), Osmanlı Müellifleri, Hazırlayan: A.F. Yavuz,
İ. Özen, C. 2, Meral Yayınları: İstanbul.
GÖLPINARLI, Abdülbâki (1953), Naili-i Kadim: Hayatı, Sanatı, Şiirleri, Varlık Yayınları: İstanbul.
KABAKLI, Ahmet (1985): Türk Edebiyatı, İstanbul, C. 2.
MENGİ, Mine (2008), Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ: Ankara.
ODUNKIRAN, Fatih (2010), “Nâilî Salih Efendi Ve Kenz-İ Nasâyih İsimli Manzum Pend-İ Attâr Şerhi”, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, S. 42.
ŞENÖDEYİCİ, Özer (2012), “Nâilî’nin Bilinmeyen Şiirleri ve Onlar Hakkında Bazı Mülâhazalar”, Turkish Studies, C. 7/1.
Türk Dünyası Ortak Edebiyatı (TDOE) [2008], Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, C. VI, Ankara.

Yorum Bırakabilirsin, veya Sitenden trackback verebilirsin.

Yorum Bırak

Powered by Webmaster Forum