Dil ve Kültür Arasındaki İlişki ve Kültürel Gösterge Bilimi

İnsan iletişiminde kültür, işaretlerin oluşturulması ve etrafındaki her şeye anlam vermenin bir yolu olarak görülmelidir. Bu nedenle kültür, semboller veya anlamlı işaretler sistemi olarak tanımlanır. İnsanların iletişim amacıyla kullandığı ana sistem dilsel olduğu için toplumsal işaretler sistemi olan kültür dil ile yakın bir ilişki içerisindedir. Dil ve kültür arasındaki ilişki, modern dil bilimi çalışmalarında kültürel gösterge bilimi (semiotics of culture) başlığı altında incelenir.

Diller kültürün bir parçasıdır. Diller yalnızca telaffuz, kelime bilgisi ve dilbilgisi açısından değil aynı zamanda farklı “konuşma kültürleri”yle de değişir. İnsanlar dili, kimliklerinin ve diğer insanlardan farklılıklarının fark edilmesini sağlayan sosyal bir gösterge olarak da kullanmaktadır. Bir dildeki konuşmacılar arasında bile, dili kullanmanın çeşitli yolları mevcuttur ve her biri, daha büyük bir kültür içindeki belirli alt gruplarla olan bağlanmayı işaret etmek için dilden yararlanır.

İnsanlar, erken çocukluk döneminde sosyal etkileşim yoluyla ana dillerini edinirler ve çocuklar yaklaşık üç yaşındayken akıcı konuşurlar. Dil kullanımı, insan kültürüne derinden yerleşmiştir. Bu nedenle, dil yalnızca iletişimsel bir amaçla kullanılmaz. Dil, grup kimliğini, sosyal tabakalaşmayı, sosyal bakım ve eğlence tarzlarını da yansıtır.

Dil, akrabalık ve evlilik gibi sosyal araç ve uygulamalar; sanat, müzik, dans, ibadet ve din gibi ifade biçimleri; yemek pişirme, sığınma ve giyim gibi insan teknolojisi, insan davranışlarıyla ortaya çıkan müştereklerdir. Bu ögelerin içerisinde yer alan dil de, tıpkı diğerleri gibi tüm insan topluluklarında bulunur.

Dil bilimcilere göre kültür, tabiat kanunları ile insanın birbirine uyum sürecinde ortaya çıkan bir prosedürdür. Her insan diğer insan için tabiatta var olan farklı bir otorite merkezidir. Bu nedenle, insanlar arasında da bir uyum süreci ve bu sürecin normlarının oluşmuş olması gerekir. En az çaba yasası gereği, insan edindiği yaşamsal uyum becerileri ve prosedürlerini genellikle dili kullanarak gelecek nesillere aktarır.

Tartu-Moskova Semiyotik Okulu, dil ve kültür arasındaki ilişkinin analitik olarak ortaya koyulması noktasındaki en önemli çalışma merkezlerindendir. Tartu Okulu’ndaki dil bilimci ve göstergebilimciler kültürü, kendisiyle ilişkili işlevler dizisinden oluşan hiyerarşik gösterge bilimsel bir sistem olarak görmüştür. Onlara göre kültür, topluluklar tarafından kendilerine has özelliklere ait tutarlılığı korumak için kullanılan dilsel kodlar ile gelecek nesillere aktarılmaktadır. Bu kodlar, doğal dile dayalı üst yapılardır. Doğal olarak kültür ve dil arasındaki ilişki, insanın simgeleme kabiliyeti çerçevesinde gelişmiştir.

Kısacası dil ve kültür arasındaki ilişkiyi şöyle özetleyebiliriz:

  • Dil kültürün gelecek kuşaklara aktarılması için bir araç görevi görür.
  • Dili kullananlar, daha önceki insanların oluşturduğu kültürel kodlardan etkilenir. Konuşma esnasındaki kelime tercihlerini toplumun onlara sunduğu kelime havuzunun içinden yaparlar. Buna dil biliminde zoraki seçim denir.
  • Kültür, doğa ile insanın birbirine uyum sürecinde ortaya çıkardığı kodlardır. Bu uyumun sağlanmasında dil en önemli sosyal araçlardandır.
  • Bir toplumun kullandığı dil, o toplumun kültürel yapısı hakkında bizlere önemli bilgiler verir. Örneğin anne, bay, beyefendi vb. kelimeler iletişim için kullanılmanın yanında, saygı ve şefkat gibi farklı normları karşılar.
  • Kültürel gelişmeler, dile yeni kelimelerin ve yapıların katılmasını sağlar. Örneğin, televizyonun icat edilmesi dilde yeni bir kelimenin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ayrıca bu gelişme sayesinde  dizi kültürüne ilişkin yeni bir sözcük dağarcığı ortaya çıkmıştır.

Bu araştırma yazısı simitcay.com’da yayımlanmıştır.

Yorum Bırakabilirsin, veya Sitenden trackback verebilirsin.

Yorum Bırak

Powered by Webmaster Forum