‘Ferda TARA’ için Kategori Arşivi

yasak şiir

içimden çıkarıyorum kelimeni, karıncalar çoğalıyor. şiirin nasıl bir şey olması gerektiğinden bahsediyor kirpiğin. şimdi yeniden okuyorum -zamanın öldüğü bir akşam- insan yaratılışını mitolojinin. güvercinlere saygı duyunuz o en büyük yardımcısıdır mektubun yollarla olan savaşının/ bir mağlubiyet, bir ölüm gerektirir. -cesetlere yağmalı mıdır- anlık öfkesi bulutun. şimdi ardımsıra çamurlu ciğerin yasak bir meyveyi yemektesin. yüzün cenneti […]

eşref saati

*Eşrefoğlu toprağa muallaklığıyla övünür gövdem şu aklım hep göğe sarkık böylesine sallandıkça ruhum “ben lâubali giderim”* ya bu şehir yalancıdır ya ben uydurukçu şimdi şarkılardan bukleleri kaldırımlara dağıtmış ölmeyi beklersem ben gidersem sardunyasız tüm evler gibi cenâzem ya beceremezsem, bu şairler hep uydurukçu.

tek yıldıza güzelleme

bir başına durup duran tek yıldız de, niçin hepsinden uzaktasın sabahla ne işin olur ki senin utanma söyle, yoksa yalnız mısın ben hiç anlamam on birli heceden bilmem güzelleme yak’şık alır mı öylesine yazıverdim geceden bir kuş elinden sana ulaşır mı heyhat seni görmeyen ak güneşe acep n’ola herhal seni kıskanır içinin odu yeri ısıtır […]

kozmos bahsi

beni bulutlara gömün -el fatiha- yeryüzüne dökülerek boy verdi sözcük bağırsaklara kul oldu telâşsız konuşamayan insan da grameri yarattı böylece düzene koyuldu ayrılık. “ölü bilirdik”

gece tregedyası- I

geceyi baltaladı yüzü kutsal bir kitabın cehennemi. -duyuldu ölüm sevinçleri- gözlerini de al gözlerini de al gözlerini de al böylelikle bölünsün karanlık niye öylece düşünürken sabah ezanı -vakitsiz dersem günah- okunuverir matematiksiz. ben, seni ve sabahı karanlıkla bir tutarsam sabaha mı haksızlık etmiş olurum sana mı, karanlığa mı? hiç kimseyi iyi tanımıyorum beyaz sardunya hariç. […]

göğe asılan gece

geceyi dürüp bavuluma sığdırmak isterdim fakat bende kötü bir alışkanlıktır fırlatıp atmak. ancak, birkaç yıldız sığdırabilirim. kolay olacak o zaman her şey geceyi hatırlamaktan yana. zaten beceremedim hiç dize altı çizmelerini kelimelerin üstüne üstüne geliyor düşüncelerim. çehremde yeryüzü bulantısı ağır mesai yapıyor kılcal damarlarımda her zamanki yerin, bir yıldıza kendini veriyor. gece de geceymiş şimdi […]

melâl

kendime yoruluyorum içimde sesler dünya ağrısı hangi taşı kaldırdım ki karnımda bir sürü karıncalar kaçışıyor bedenimden hayâle ait birkaç renk siyah, en çok siyah, böylesine içimde sanki geceyle yarış ediyor. aklımı asardım çamaşır ipine mandal tutmazdı aklımdan çıkarırdım rüzgâr müsaade etseydi kirpiklerim dursaydı, kurusaydı; âh kurusaydı aklım rüzgâra karışırdı. bilseydin toplardım, âh toplardım bilseydim. tüm […]

geceden

aklım, içindeki cehennemi yakan odunların nerede? kirpiklerimin değdiği bir yer var oraya gömülüyüm. çiçekleri bilmesem toprağı görür müydüm? oysa kendimmişim üstünde yürüdüğüm. vakit nedir, cehenneme kaç saat; aklım, neredesin? sorma hiç beni ben kendini bilmezim. yolduğum çiçekleri senden kopardım, başka toprakta bir gemiyim. Meryem’in ellerinden bir tabut içinde uçuversem düşsem, toprağa hükmetsem ölsem mi, bilmem! […]

tuzlu erik yahut zakkum

uçmak düşüncesi diyorduk sevdik belirsizce, oysa ne zaman bir kuş uçsa tepemde kirpiklerimde pisliği edepsizce. bir yerden başlamalıydık sağından yürümeye içimde ot bitmeyen çölün gözlerimde nemi hâllice. ıslaklık ağırlık yapıyormuş diyor yağmur görmemiş gövdeler buluttan iyisini mi görmüşler, tüm pisliği yağmur, uçtukça. ey susup susup yükselen şehir beynimde levhalar, trafik ışıkları yüreğimde kaza süsleri artık […]

şu yaşamak

bir sevmek ısmarladım daha demin, konuşmazken kalbim hiç beş dakikalık otobüs molalarında. camla geçen diyaloglarımı size de anlatsam… heybetli bir iki cümle şu yaşamak. daha demin söyledim, bir sevmek ısmarladım; çokça akşamüstü serp dedim, “benimki acılı olsun” yakacakmış zaten geleceğin metâneti cehennemi boylama yeri şu yaşamak. huzursuzluklar biriktirdim, şimdi hesap ödeme vakti masaya birkaç ölüm […]

Powered by Webmaster Forum
Bu site Ensar Kılıç tarafından geliştirilmektedir.