İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Endülüs’ün İlmi

Endülüslü bilim adamları, Endülüs Emevi Devleti’nin yüksek bir kültür seviyesine ulaşmasını sağlamıştır. İlk felsefe romanı olan Hayy bin Yakzan bu coğrafyada yazılmış, Cerrahların babası Zehravi burada yetişmiştir. Gözlük, Endülüs’te icat edilmiştir.

700’lü yıllarda Tarık bin Ziyad komutasındaki ordunun İber yarım adasına ayak basması, tarihin en görkemli medeniyetlerinden birinin kurulmasına öncülük etmiştir. Sınırları bugünkü İspanya topraklarını kapsayan bu devlet Endülüs’tür.

Kurtuba’nın önemi

Başkent Kurtuba –bugünkü adı Cordoba- ilmin yuvası olmuştu. Öyle ki, tüm insanların ırksal, dinsel hiçbir ayrım gözetilmeden özgürce, kardeşçe yaşadığı, ilim ve edebi çalışmaların yapıldığı, yeni bilimsel sahaların açıldığı çok büyük bir uygarlıktı.

Yok olmaya yüz tutmuş Yunan ve Latin eserlerinden tercümeler  yapılıp tekrar topluma kazandırılmış, bunların doğu ilmi ve düşüncesiyle harmanlanıp yeni ilim cephelerinin doğmasına ve yayılmasına olanak sağlamıştı. Tıptan astronomiye, mimariden edebiyata, felsefeden müziğe, sosyolojiden botaniğe tüm alanlarda çok büyük ilim adamları yetişmiş, hiçbir yerde benzeri dahi görülmeyen kütüphaneleriyle insanlığa yön veren, aydınlatan bir yıldız halini almıştı.

Bu coğrafyanın yetiştirdiği isimler

İbn-i Rüşd, İbn-i Firnas, Meryem El-İcliyye, İbn-i Hazm, Gafaki, Zehravi, İbn-i Haldun, El-Bekri, Ziryabi, İbn-i Tufeyl, Ebu Hayyan, Muhyiddin İbn-i Arabi… gibi çok değerli ilim insanları dünyaya kazandırılmıştır. Bu büyük zatların emsalsiz eserleri,  insanlığın gelişimi için toprağa bırakılmış tohumlar mahiyetindedir.

Dünyada ilk uçan insan İbn-i Firnas

Mesela, dünyada ilk uçan insandır İbn-i Firnas. Tasarladığı kanatlı bir cihazla havada kuşlar gibi süzülen ve dünyayı kuşbakışı gören ilk kişidir. Gökbilimciliği bununla da kalmayan İbn-i Firnas, gezegenlerin ve yıldızların hareketlerini gösteren bir küre tasarlamış ve yapmıştır.

Gözlüğü kim icat etmiştir?

İbn-i Firnas, toprakta bulunan silisyumu keşfedip, cam imalatını icat eden kişidir. Görme sorunlarını gideren gözlüğü de ortaya çıkaran İbn-i Firnas’tır. El-Makata adlı ilk defa tasarlanan bir su saati de icatları arasındadır.
Bunların yanı sıra şair, İslam bilgini ve müzisyendir.

Flamenkonun temellerini atan Ziryab

Yine ünlü şair, müzisyen, astronom, coğrafyacı, moda tasarımcısı ve besteci olan Ziryab’da Flamenko’nun kurucularından sayılmaktadır. Bu büyük müzik insanı bugün çalınan gitarında mucididir. Zamanında çalınan Uda beşinci telini ekleyip daha bir yumuşaklık ve zarafet vermiştir.

Ziryab, açmış olduğu müzik okuluyla da bir çok müzisyenin yetişmesine öncülük etmiş ve bu müzik okullarının yaygınlaşıp kalıcı olmasını sağlamıştır.

Cerrahların babası: Zehravi

Ünlü tıp alimi Zehravi ise, cerrahinin babası olarak anılmaktadır. İnsanlığa ünlü eseri “El-Tasrif” i bırakmıştır.  Bu eserinde hastalıkların genel değerlendirilmesi, tedavileri, ilaç terkiplerini (sentez) anlatmış ve son bölümde cerrahlıkla ilgili bilgiler sunmuştur. Özellikle, cerrahlıkla ilgili belgeleri çok meşhur ve değerlidir. Cerrahinin günümüzde bu noktalara gelmesinin en önemli sebebidir. Asırlarca okullarda baş ucu kitabı olarak kalmış nadide bir eserdir.

Ameliyatlarda kullanılacak bir çok aleti, dezenfekte yollarını, uygulanması akıllara dahi gelmeyen cerrahi müdahaleleri bulmuş ve başarıyla uygulamıştır. Doğumdan göze, gözden burna, burundan dişe, böbreğe, akciğere kadar daha önce yapılmamış bir çok cerrahi tedavi yöntemlerini keşfetmiş ve bizzat tatbik etmiştir.

Zehravi gibi meşhur eczacı ve tıp alimi Gafaki de, bizlere bıraktığı eserlerinde, hekimlere tavsiyeler ve tıbbın öneminden bahsetmiş, ilaçları tanıtmış, açıklamalarını yapmış, kullanım şekillerini ve formüllerini sunmuştur.

Gafaki özellikle gözün anatomisi, sağlığı ve hastalıklarının tedavisi hakkında çok kıymetli bilgiler vermiştir. Gözdeki sinir ve damarların yapılarını, görme olayının nasıl meydana geldiğini anlatmış ayrıca 25 adet göz cerrahi aletini şekilleriyle tanıtmıştır.

Eczacılığa bıraktığı ansiklopedi değerindeki eseriyle eczacılığın, gözü ayrıntılı olarak tüm yönleriyle inceleyip sunduğu eser ile de göz cerrahisinin gelişmesinde çok değerli hizmetleri olmuştur.

İbn-i Rüşt

Yine çok değerli bir doktor, İslam filozofu, astronomi bilgini, matematikçi olan İbn-i Rüşd, özellikle tıp konusunda yazdığı büyük yapıtı “Külliyat fit-Tıb” da hastalıkları tek tek incelemiş, sebeplerinden ve tedavi yöntemlerinden bahsetmiştir. Örneğin, hiçbir insanın hayatında ikinci defa çiçek hastalığına yakalanmayacağını belirtmiş ve nedenlerini izah etmiştir. Gözdeki retina tabakası ve çalışma tarzı hakkında çok değerli açıklamalarda bulunarak, tıp tarihinde gözdeki retinanın fonksiyonunu ilk defa açıklayan kişi olmuştur.

Ayrıca, Aristo’nun eserlerini incelemiş, yorumlar yazmıştır. Felsefeyle İslam dininin ilkelerinin ayrı olmadığını savunmuş ve İslam ile felsefeyi bağdaştırmaya çalışmıştır.

Dünyanın ilk felsefi romanı “Hayy bin Yakzan”

Bununla birlikte, ünlü filozof, tabip ve gökbilimci İbn-i Tufeyl de akıl yoluyla hakikatin kavrana bileceğini, felsefe ile dinin veyahut akıl ile naklin uygunluğunu belirtmiştir. Yazdığı bir çok kıymetli eserden günümüze kalan dünyanın ilk felsefi romanı “Hayy bin Yakzan” da bundan bahsetmiştir.

İbn-i Tufeyl, ilk defa ısının ışık dalgalarıyla yayıldığını keşfetmiş, güneşin küre şeklinde olduğunu, dünyadan çok büyük ve ancak dünyanın yarısından fazlasını aydınlatabildiğini belirtmiştir.

İşte yukarıda sadece bir kaçından bahsetmeye çalıştığımız, insanlığa hizmet eden bu çok yönlü ilim insanlarının kıymetlerini bilmeli ve elimizden geldiğince gelecek nesillere tanıtıp öğretmeliyiz.

Aynı devirlerde, bir çok Avrupa ülkesinin krallarının dahi okuma yazma bilmezken, bu görkemli medeniyet ışığıyla tüm dünyayı aydınlatmıştır. Bu büyük İslam alimlerinin ve eserlerinin sayesinde ortaya çıkan Rönesans hareketiyle dünyayı aydınlatmaya devam etmiştir.

Nobel ödüllü Fransız fizikçi Pierre Curie’nin şu sözü Endülüs’ün ulaştığı yüksek ilim ve kültür seviyesini anlatması açısından çok manidardır; “ Endülüs’ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçalaya bildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, çoktan uzayda, galaksiler arasında geziyor olurduk.”*

Eğer tekrardan İslam’ın özüne inebilir, anlamaya çalışır ve hayatımıza entegre edebilirsek, bağnazlığı yenip yeniden ilmin ışığına kavuşabiliriz. Çünkü, ilk ayeti “Oku”  olan İslamiyet yobazlığı değil ilerlemeyi ister.

Kuran-ı Kerimde Allah’ın biz insanlara ne kadar çok “düşününüz” dediğini hatırlatarak, sözlerime Ömer Hayyam’ın bir rubaisi ile son vermek istiyorum;

“Ey kara cübbeli, senin gündüzün gece;
Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere.
Onlar Yaradan’ın sanatı peşindeler:
Senin aklın fikrin abdest bozan şeylerde.”**

Cenk PARLAK

Endülüs ve Endülüslü bilginler ile ilgili kaynakça

Hilalin İki Ucu, Mine Sultan Ünver, Timaş Yayınları, s. 7.

**Dörtlükler, Ömer Hayyam, Çev: Sabahattin Eyüboğlu, Türkiye İş Bankası Yayınları, s. 154.

Özet
Endülüs ve Endülüslü Bilginler | Endülüs'ün ilmi | Araştırma-İnceleme
Başlık
Endülüs ve Endülüslü Bilginler | Endülüs'ün ilmi | Araştırma-İnceleme
Açıklama
Endülüs ve Endülüslü Bilginler | İbn-i Rüşd, İbn-i Firnas, Meryem El-İcliyye, İbn-i Hazm, Gafaki, Zehravi, İbn-i Haldun, El-Bekri, Ziryabi, İbn-i Tufeyl, Ebu Hayyan, Muhyiddin İbn-i Arabi… gibi çok değerli ilim insanları dünyaya kazandırılmıştır. Bu büyük zatların emsalsiz eserleri, insanlığın gelişimi için toprağa bırakılmış tohumlar mahiyetindedir.
Yayımcı
Cenk Parlak
Yayımlayan
Simit Çay Edebiyat Etkinlikleri
Logo

İlk yorum yapan siz olun

  1. Ensar KILIÇ Ensar KILIÇ Mayıs 12, 2013

    Çok hoş bir yazı…

  2. Cenk Parlak Cenk Parlak Yazar | Mayıs 17, 2013

    çok teşekkür ederim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir