İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“YÜREĞİM BENEK BENEKTİR” ÜZERİNE

Nazlı Eray’ın gerçeküstü duyuşunu, Faik Baysal’ın duvarlar arasına sıkışan insan sorunsalını duyumsadığımız; küçük bir öykü kitabı “Yüreğim Benek Benek”tir. Kısa cümleleri ve yalın üslubuyla okuyucunun zihnini olay merkezinde tutmayı başaran genç yazar; oluşturduğu akıcı anlatım sayesinde her yaş grubundan kitapseverlerin ilgisini çekiyor. Öykülerin en dikkat çekici özelliği, canlı bir ruh dünyasını konu edinmeleri… Bazen bilim kurgu diyebileceğimiz düzeyde düş evrenini genişleten kurgu; bazense basit insani duyguların çeperinde dingin bir kıyafete bürünüyor.

“Yüreğim Benek Benektir”; daha çok şiirlerde görmeye alıştığımız teknikleri öyküsel bir birleşimle işliyor. Örneğin, öykü genelinde; depreşik asansör korkularından, oral dönem saplantılarına kadar uzanan geniş bir yelpazede serbest çağrışım ögeleri bulmak mümkün. Hatta bu ögeler öyküler için önemli bir tamamlayıcı unsur konumunda. Bu durum, öykülerdeki natüralist ve varoluşçu etkilenmelerin tabii bir sonucu olarak görülebilir. Ancak, fantastik kurguların içerisine yerleştirilen sürrealist sayıklamalar bazen öykülerin iç tutarlılığını zayıflatabiliyor. Bu da tarihî ve mitolojik öykülerde kendini mantık hatalarıyla gösteriyor.

“Sera” adlı öyküdeki kurgu ve sonuçsuzluk; kitaba hâkim olan düşünsel yapının temsilcisi kimliğinde karşımıza çıkıyor. Daha net bir tabirle, öykülerde “sonuçlu sonuçsuzluklar” var. Bu durum, modern öykü anlayışlarının getirdiği öğretinin genç öykücü tarafından takip edildiğini gösteriyor. Yine bu köklerini yaşamdan alan sonuçsallık krizinin varoluşçu bakışla birleştiği yerlerde güzel buluşlar ortaya çıkıyor: “Herkes bir gün ölür. İnsan, bunu bilerek; ama hep bilmezden gelerek yaşar.”
Öykülerde klasik Türk anlatı geleneğinin romantik anlatım kroniğini bulduğumuz örnekler de var. Bu örneklerin, sınırlı sayıda olması ve bütüne yayılmaması genç öykücü için önemli bir başarı. Söz sanatlarıyla yüklü, romantik ve şiirsel anlatıların öykünün genel iskeletine uyum sağlamakta zorlandığını söylemek mümkün: “Ummanlarda yıkansa temizlenmeyecek kadar kirliydi yüreğim.”

Genç yazar, bazı ruhsal çözümlemelerinde oldukça başarılı örnekler sunuyor: “Yağmur yağmış ve ben pencereyi kapayıp perdeyi çekmemiştim. Aksine yüzümde içten bir gülümsemeyle yağmurda ıslanmak için evden çıkmıştım.” Görüldüğü gibi basit bir anlatımla; bir anlık yaşananlar âdeta sehl-i mümteni süzgecinden geçmiş gibi dile getiriliyor. Buradaki bir diğer önemli buluş olarak; iç eylemler sadece seslendirilmekle kalmıyor. Ayrıca karşıtlık ilişkilerinden de yararlanılarak; odak noktasındaki düşünce hayata derin bir müdahale kapısı açıyor: “Hiçbiriniz beni masumiyetinize ikna edemezsiniz. Her cinayet bir cinnetten beslenir.”

Öykülerdeki hafif natüralizm esintisi; düşünsel bir varoluşçulukla, fantastik bir dünya kurmuş. Bizce, özellikle natüralizm esintileri kitapta güzel bir akşam meltemi estirmeyi başarmış. Fantastik ögeler ise zaman ve tecrübe süzgeciyle birleştiğinde gelecek penceresinin buğularını silecektir.

Sonuç olarak, genç yazarın ilk öykü kitabı olan “Yüreğim Benek Benektir” bizlere yeni bir umut oldu. Artık genç yazarımızdan, kendisiyle özdeşleşmiş yapıtlar oluşturmasını beklemek; yazın dünyası için güzel bir beklenti… Genç öykücümüze, umut ışıkları saçan bu ilk öykü kitabı için teşekkür ediyoruz.

Ensar KILIÇ

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.