İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“HOŞ BULDUM DÜNYA” KİTAPLIK RAFLARINDA

Seda Nur Kurt’un son şiir kitabı “Hoş Buldum Dünya” kitaplık raflarındaki yerini aldı. Kitapta şiirle postmodernizmin buluştuğu derin bir düşüncenin izleri sorgulanıyor. Kutlu Yayınevinden çıkan bu kitaba bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Edebiyat; en tutsak özgürlüğü sesimizin çıktığı kadar ama sessizce haykırmaktır. Bunun için şiir var olanı aynen aktarmak veya uyaklı dizelerle sözcükleri dans ettirmek değildir. Şiiri değerli kılan duygunun barındırdığı dolambaçlı yollardaki anlam derinliğidir. Yani imge ve imaj şiirin değişmez iki parçasını oluşturur.

Bir sanatkâr için anlaşılmak önemli olabilir. Çünkü nereden bakarsanız bakın insanların yazdığınız şeyleri okuyup beğenmesi sizi mutlu edecektir ama unutmayalım ki şiiri yalnızca anlaşılmak ve genele beğendirmek kaygısıyla yapılandıran bir sanatın gelecek kuşaklarda yeri yoktur. Doğaldır ki, II. Yeni kıvamında bir kapalılık toplumun büyük bir kesimini şiirden uzaklaştırabilecek bir içkinliğe dönüşebilir. Ancak imgeli anlatımı, II. Yeni şiirinin şiir bilgisi olan kişilerce bile zor anlaşılması örneğiyle suçlamak haksızlıktır. Çünkü gerçek anlamıyla başarılı bir şiir, insan bilincinde küçük küçük görüntü kümeleri oluşturur ve bu görüntü kümeleri birleşerek âdeta kısa metrajlı bir film hâline gelir. Örneğin sıradan yaşamı konu edinen şiirleriyle tanıdığımız Orhan Veli’nin: “Ağlar çekiliyor dalyanlarda/Bir kadının suya değiyor ayakları.” biçimindeki anlatımı insan bilincini canlı tutan ve imaj değeri çok yüksek bir tasarımdır. İşte şairin “İstanbul’u Dinliyorum” şiirini başarılı kılan temel öge de budur. Şiirde İstanbul, âdeta yüksek çözünürlüklü bir kamerayla zihnimize aktarılmaktadır. Yani güzel bir şiir yalnızca imgelerle değer kazanmaz. Görüntü ve buna ek olarak ses ögeleri şiirin düzeyini yükseltecektir.

Şiirde ses, yaşamda ne kadar ses varsa o kadar olmalıdır. Bunun kuşkusuz toplumsal yaşamla güçlü bir bağıntısı vardır. Hızlı yaşam; hızla ilerleyen, baskılı ve “Seda”lı bir şiiri; dingin bir yaşam ise “kubbedeki hoş Seda’yı” şiir dünyasına sunmuştur. Elinizdeki bu kitapta, duygunun sedası şiirsel âlemin derinliklerinde konuşmuş, sizlere düzyazıya dökülemeyecek engin bir hikâyeyi hissettirmiştir.

Şair, duygunun ve sesin mimarıdır. Okuyacağınız şiirlere iyice kulak verirseniz, bir doğa betimlemesinde ş ve ç sesleriyle trajikleşen bir bilinç kasırgasına yakalanabilir ya da b ve m gibi seslerin anlamlı aliterasyonuyla bencil bir dünyanın ıstırabını yaşayabilirsiniz.

Elinizdeki şiir demetinde yeni bir ses yeni bir nefes var. Modern şiirin kuantum retoriğini arzuladığı bu seda içinizde yankılandıkça korkarım ki –şiir uyku ve uyanıklık arasında bir yerdedir, diyerek- uzun zamandır içinizde nadasa bıraktığınız şiir ürkebilir. Korkmayın, kökleri küçük bir üniversitenin eski sıralarında atılmış, gerçeklik algınızı paramparça edecek bu şiirler buna değer. Ey okur!

Oblomovka’da herkes mutlu, Rüyamıza uyanalım mı?

Ensar KILIÇ

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

simitcay.com özgün yazıların yer aldığı bir site olup tüm içeriğin hakları saklıdır. © 2020