Dinin toplumsal birlikteliğin oluşmasındaki yeri ve önemi hususu şu yedi madde ile açıklanır:
- Din toplumsal kurumların en kapsayıcı olanı ve en güçlüsüdür. Bu yüzden toplumsal kural ve ahlak ilkelerinin toplum tarafından benimsenmesi noktasında din büyük bir pay sahibidir.
- Din insanlara güzel ahlakı ve adil davranmayı emreder. Bu sebeple gerçek anlamda dinî kuralların önemsendiği toplumlarda kötü davranışlar ve adaletsizlik iyi karşılanmaz. Hırsızlık gibi adi suçlar da daha azdır.
- Toplumlar da tıpkı insanlar gibi bir psikolojiye sahiptir. Bu noktada toplum psikolojisinin güçlü olması için din insanlara “güvenecekleri, sığınacakları” bir limandır. Bu sebeple din ile barışık insan ve toplumlarda psikolojik sorunların daha az görüldüğü bilimsel olarak da saptanmıştır.
- Dinî hassasiyetlerin bulunduğu toplumlarda aile kurumu daha sağlamdır. Bu sebeple daha mutlu çocuklar yetişir. Bu mutluluk topluluğun ruh sağlığına da olumlu yansır.
- Toplumlarda farklı gelir seviyelerinde insanlar yaşar. Bu durumda toplumsal adaletin sağlanması için din paylaşmayı teşvik eder. Bu hususta İslam’da zekat farzdır. İnsanlar arasındaki bu paylaşma aynı zamanda bireylerin birbirlerini sayıp sevmesinin de yolunu açar.
- Din insanlara yaradılışlarının gayesini açıklar. Bu sebeple bireyler kendilerini salt menfaatleri için yaşayan kişiler olarak görmez. Bu da insanlar arasındaki ilişkileri geliştirir.
- Toplu yapılan ibadetler, insanların birbirlerini daha iyi tanımalarını ve empati yeteneklerini geliştirir. Bu ibadetler onlara ortak ülkülerini hatırlatır. Birbirlerine daha fazla güvenmelerini sağlar.