Edebiyatsız edebiyat yapmak, toplum için sanat ilkesi ve didaktik anlatım tekniği doğrultusunda sade ve edebî sanatlardan uzak metinler oluşturmaya denir. Bu kavramı Türk edebiyatına Ömer Seyfettin kazandırmıştır.
Hulusi Geçkel bu yaklaşımı “Yeni Bir Nesir Dili Kurulmasında Ömer Seyfettin’in Görüş ve Önerileri” adlı makalesinde şu şekilde ifade etmektedir:
Ömer Seyfettin, “hakikati, görüldüğü gibi edebiyat yapmadan” yazmak isteyen bir sanatçıdır. II. Meşrutiyet yıllarında da sürdürülmek istenen Edebiyat-ı Cedide (Servetifünun) tarzı sanat anlayışına “edebiyatsız edebiyat” parolasıyla karşı çıkmış; “süslü ve şairane” anlatımın edebiyat için neredeyse tek yeter koşul sayıldığı bir ortamda, süssüz, açık ve yalın bir anlatımı savunmuştur.
Ömer Seyfettin’den sonra bu anlayışa en uygun örnekler veren sanatçılar “Garip” akımının mensupları olmuştur. Onlar şiirden söz sanatlarını ve tüm şiirselliği çıkarma telaşına girmiştir. Nitekim Garipçilerin lideri olan Orhan Veli Kanık Kitabe-i Seng-i Mezar şiiri ile bu yaklaşımı açıkça ortaya koymuştur.
Bu anlayışa sahip olan yazarlar genel olarak türler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırırlar. Kaldı ki bu yönelim, Ömer Seyfettin’den çok daha sonraları dünya edebiyatında da gündeme gelmiştir. Dünyadaki bu yönelim özellikle 80’li yıllarda ön plana çıkmıştır.
Eucanaã Ferraz “A Literature Without Literature” adlı yazısında bu tarzı şu şekilde ifade etmiştir: Bir yanda uzun süredir gazete ve dergilerin uğrak yeri olan tereddütlü bir nesrin karakteristik belirsizliği var. Diğer yanda ise bunun ötesine geçen, rahatsız edici bakış açıları, düzensiz sistemler, yasaları reddeden bir akışkanlık…
Kitabe-i Seng-i Mezar, şiir tahlili ve poetik inceleme açısından Garip şiirinin özelliklerini en iyi yansıtan eserlerin başında gelir. Çünkü Orhan… Daha Fazla
Edebiyat yapmak, bir konuyu süslü sözlerle anlatıp sözü uzatmaya denir. Edebiyat sahası ise edebiyatın yapıldığı çevreyi ifade eder. Peki edebiyat… Daha Fazla