Bursa, binlerce yıllık tarihinin barındırdığı tarihî eserleri ve dokusuyla sizleri bekliyor. Bursa, MÖ 4000 yılından başlayarak tarih sahnesine çıkan önemli bir şehirdir. Özellikle İznik gibi tarihî ilçelere sahiptir. Bursa, medeniyet tarihi için önemli birçok isim yetiştirmiştir.
Yeşil murattır, yeşil doğadır ve yeşil Bursa’da bambaşka bir anlam kazanır. Bursa’nın tarihî sokaklarında kısa bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz? Tebdilimekânda ferahlık vardır, bilirsiniz. Bakın, görüyor musunuz? Eğilin, eğilin! Yerde küçük ayak izleri var. Haydi takip edelim, evliyalar şehri güzel Bursa’da ayak izleri diyerek yolculuğumuza başlayalım. Kemerlerinizi bağlamanıza gerek yok. Sadece okurken gözlerinizin kapandığını ve bir hayale daldığınızı düşünün.
Birden durdu ve eğilerek babasına: “Yerde küçük ayak izleri var.” dedi. O anda omzunda bir el hissetti. Arkasına döndüğünde tanımadığı birini gördü. Tuhaf giyimli biri… Sanki bir masal kahramanı gibi… Küçük kız: “Sen de kimsin?” diye sordu. Şaşkındı. Etrafına baktığında her şey en az karşısındaki adam kadar farklıydı. Tuhaf giyimli adam cevap veremeden, arkadan bir başkası konuştu: “Efendim, bendeniz Süleyman Çelebi ve tuhaf giyimli dediğiniz de devletlüm Çelebi Mehmet Han’dır, hükümdârımızdır.” diyerek el pençe divan suskunluğa çekildi. Çelebi Mehmet Han aldı sözü diline, dedi ki: “Evladım, bilirim neredeyim ben diye sorarsın kendine. Şaşkınsın, korkulardasın. Amma velakin korkmayasın. Farz et ki bir rüyadasın ve geçmişine yolculuk yapmaktasın. Hele gel şuraya da az oturalım.” Üçü birlikte şadırvan başındaki oturmalıklara kuruldular. Küçük kız anlamaya çalışıyordu olan biteni; zordu ve en iyisi rüya demekti belli ki… Etrafına daha dikkatli gözlerle bakmaya başlamıştı. Az ötede bir cami… Yan tarafta bir yapı, taş döşemeli.
Kocaman çınarların altlarında laleler var binbir renkli. Sudaki şırıltı ile burası, sanki bir senfoninin resmi…
Küçük kız içindeki korkuyu meraka teslim etmişti. “Bursa da mıyız?” diye sordu Osmanlı padişahına. “Evet.” dedi Çelebi Mehmet. “Devlet-i Al-i Osman’ın payitahtı Bursa’dayız. Büyük dedelerim Osman ve Orhan beylerin emekleriyle suladıkları şehr-i Bursa’dayız.”
“Hünkârım müsaade buyurursanuz, bir müddet Ulu Camii’ye gitmek isterüm.” diyerek doğruldu. Hünkâr ile küçük kız da ardına ayaklandılar, Koza Han’a doğru gitmeye koyuldular. Dıştan sade bir yapı, taş döşemeli; lakin içinde ipek yumuşaklığında bir esinti… Rengarenk kumaşlarla sanki başka bir rüya âlemi… Küçük kız kumaşların neden yapıldığını görünce çok şaşırmıştı. Küçük küçük beyaz kozalar ve içlerinde ipek böcekleri… Düşündü ki, boylarından büyüktü marifetleri. Kozalar diyarından çıktıklarında, güneş yüzlerini okşamıştı sanki. Şadırvandaki su sesleri ise hep eşsiz bir musiki gibi.
Heybetiyle Ulu Camii, ben çok seneler Bursa’mızın bekçisi olurum der gibiydi. İnsanı bambaşka bir duyguyla kuşatıyordu sanki. İçeri girdiklerinde yine farklı bir duygu âlemi. İnsanın içine dönmesi, huzura yönelmesi ve dua ile Rabb’inden dilemesi burada başka bir hâl idi. Caminin ortasındaki şadırvanın yan tarafında oturmuş bir şeyler yazmakta olan Süleyman Çelebi değil miydi? Süleyman Çelebi kendinden geçmiş öyle bir huşu içinde yazıyordu ki, hünkârının varlığını bile görmedi. Yazıyı bitirip bir iç çekti ve başını kaldırdığında ona gülümseyen hünkârını gördü. Çelebi Mehmet: “Bitti mi?” diye sordu. Ve asırlara tanıklık edecek Mevlîd-i Şerîf’i hünkârının ellerine koydu Süleyman Çelebi. “Okursanız çok bahtiyar olurum, hünkârım.” dedi.
«Her nefesde Allah âdın de müdâm
Allah âdıyle olur her iş temâmBir kez Allah dese aşk ile lisân
Dökülür cümle günah misl-i hazân»
“Allah senden razı olsun Süleyman, pek güzel pek duygulu olmuş.” diyerek Süleyman Çelebi’yi takdir etti.
Caminin avlusuna geldiklerinde Çelebi Mehmet’in yanına birkaç kişi yanaştı. Müderris olduklarını söyleyen bu kimseler hünkâra Muradiye Külliyesi’nin bazı eksikliklerinin olduğunu, bakım için bütçe gerektiğini söylediler. Defterdara buyruk vereceğini söyleyen hünkâr vatandaşlarının duasıyla yola devam etti. Yolda küçük kıza dönerek: “Şey Edebali’nin Osman Bey’e söylediği bir söz vardır evladım. Senin de kulağında dursun. Şöyle der:
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Gün kızıllığa kavuştu, Yeşil’de yansıması pek bir hoştu. Çelebi Mehmet Han küçük kıza Yeşil Camii’yi gösterirken caminin güzelliğine bir kez daha hayran hayran bakıyordu. Dedi ki: “Evladım, Bursa’da yeşil başkadır, bambaşkadır. İnsanı kendine hayran hayran baktırır. Sen sen ol, gözün gibi bak bu şehre, ele yâr etme! Atalarının emeklerini bil, duayı dilinden eksik eyleme.” Küçük kız bu sözlerin ardından caminin üst tarafındaki yeşil bir yapıyı fark etti. “Bu yapı da nedir?” diye sordu hünkâra; lakin arkasına döndüğünde bir de ne görsün ortada ne padişah var ne de Süleyman Çelebi… Sadece kestane uzatan babası ile turist kafileleri… Küçük kız şaşkındı: “Uyandım mı?” diye sordu babasına. Babası bir şey anlamamıştı, küçük kızın aklı ise iyiden iyiye karışmıştı. “Bu yapı nedir?” diye sordu. “Yeşil Türbe.” diye cevapladı babası. “İçteki ve dıştaki yeşil çini süslemelerinden alır bu ismi.” Sonra küçük kız ile babası turistlerle beraber içeri girdi, küçük kız etrafı incelerken gözü birden sandukalardan birinin alt tarafındaki yazıya takıldı: “I. Mehmet Çelebi, ölüm tarihi: 1421.”
Küçük kız şaşkındı, yaşadıkları rüyaydı belki ancak gerçek gibi kulağında kalmıştı hünkârın söyledikleri. Küçük ayak izleri bu şehrin derinliği… Yeşilin anlamı ve güzelliği, Bursa’da başkadır demek ki…
Rumeysa KULA KILIÇ
(Bu yazının tüm hakları simitcay.com’a ait olup izin almaksızın hiçbir amaçla kullanılamaz.)
Makale tam metnine ulaşın (PDF). Öz: Orhun Yazıtları, İslamiyet öncesinde Orta Asya bozkırında yaşayan göçebe… Daha Fazla
Türkiye’nin en köklü şiir yarışmalarından biri olan Simit Çay Edebiyat Etkinlikleri Şiir Yarışması’nın 12.sinin sonuçları… Daha Fazla
Kağan, Türk ve Moğol devletlerini yöneten hükümdarların unvanıdır. Bu sebeple tarihteki Türk devletlerinin yönetim şekline… Daha Fazla
İsim tamlamalarını oluşturan isim ya da zamirlerin arasına gelerek bu kelimeler arasında ilişki kuran eke,… Daha Fazla
Günümüzde yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte “deepfake” kavramı giderek daha fazla tartışılır hâle gelmiştir. Türkçede… Daha Fazla
Özet Kitapçığıİndir 16–18 Mayıs 2025 tarihleri arasında Buhara’da düzenlenen Uluslararası Dil ve Edebiyatta Sağlık Sempozyumu,… Daha Fazla