İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Buzlar Çözülmeden – Metin İncelemesi, Özet, Karakterler

Cevat Fehmi Başkut tarafından yazılan ait “Buzlar Çözülmeden”, tiyatro türü içerisinde önemli bir yere sahiptir. Komedi türündeki bu metinde, yozlaşmış yönetim sistemi ve idealizm arasındaki çatışma ele alınmaktadır. Nitekim yazımızda Buzlar Çözülmeden adlı tiyatro oyununun konusu, çözümlemesi, teması, türü ve özeti yer almaktadır.

Eser, 1940-1980 arası edebiyatımızda öne çıkan “bürokratik iş görmezlik” konusunu işler. Ayrıca sanatçı yer yer bir toplumcu gerçekçi gibi bazen de modernist bir yazar tarzında farklı üsluplar ve sade bir anlatım üzerinden konuşur. Bu da Cevat Fehmi’nin tüm dünyada çok sevilen bir yazar olmasını sağlamıştır. Ayrıca metnin en önemli sunum özelliği kısa diyaloglar şeklinde ironik bir dille yazılmasıdır.

  1. Buzlar çözülmeden kimin eseri?

    Buzlar Çözülmeden adlı komedi türündeki eser Cevat Fehmi Başkut tarafından kaleme alınmıştır. Eserde toplumsal sistemin ve devlet yönetiminin çürüklüğü, ironik ve yalın bir dille ifade edilmiştir. Nitekim yurt dışında oynanan ilk Türk tiyatrosu olan Paydos da Cevat Fehmi tarafından yazılmıştır.

Buzlar Çözülmeden, sade bir dille yazılmıştır. Diyalogların kısa ve net cümlelerden oluşması, metnin en önemli sunum özelliğidir. Ayrıca metnin sunumunda görsel ögeler sıkça kullanılmıştır.

Buzlar Çözülmeden Oyununun Özeti

Olaylar, kış şartlarının çetin geçtiği bir Anadolu kasabasında geçer. Ülkede yaşanan darbeden sonra akıl hastanesinden kaçan hastalar, ilçe yönetimine el koyar. Kaymakam ve diğer idarecileri ise tımarhaneye kapatır. Darbe dönemlerinde bu tür görev değişiklikleri normal karşılandığı için durumdan kimse şüphe duymaz. Ankara’dan atandıklarını iddia eden bu akıl hastaları artık yönetimi devralmıştır.

Bu yeni yöneticiler foyalarının ortaya çıkmaması için ilçenin dış dünya ile tüm bağlarını koparır. Bu amaçla telgraf ve telefon hatlarını keser. Kaymakam, kısa sürede ilçedeki sorunların çoğunu çözeceğini vadeder. Bu amaçla halkı yönetime katar. Yolların onarımı, aşevi yapılması gibi tüm konularda halkla birlikte çalışır. Dağlara çıkıp yıllardır halka kan kusturan eşkıya ile savaşır. Eşkıyayı defeder. Zenginlerden yapılan icraatlar için para toplar.

Kaymakam tüm bunları yaparken sürekli buzlar çözülmeden tüm işlerin bitmesini gerektiğini söyler. Bu yüzden acelecidir. Nitekim buzlar çözülüp ilçe ile merkezin bağlantısı sağlandığında tüm gerçeğin ortaya çıkacağını bilmektedir.

Kaymakamın yönetimi halk tarafından takdir edilir. Fakat zenginler ve eski düzeni savunan memurlar kaymakamın yönetiminden büyük rahatsızlık duyar. Tahrirat kâtibi sık sık kaymakamın yönetim geleneğine uymayan uygulamalarını eleştirir. Çünkü kaymakam, devlet bürokrasisini yok saymış, devlet kurumlarındaki “bugün git yarın gel”i ortadan kaldırmıştır. Ayrıca bir kurumda iş yapmak için dilekçe gerekliliğini de ilga etmiştir.

Kaymakamı eleştiren bu zümrenin dışında kaymakama sıkı sıkıya bağlı bir kitle de oluşur. Bu kitlenin tiyatro metnindeki temsilcisi Deli Çavuş’tur. Her yönetim biçiminde olduğu gibi akıl hastalarının yönettiği sistemde de şartsız itaat eden zümre oluşmuştur.

Karlar eriyip ilçe ile merkez arasındaki bağlantı yeniden kurulduğunda zengin tabaka isyan çıktığını belirterek merkezî kolluk kuvvetlerini ilçeye çağırır. Böylelikle her şey anlaşılır. Bu sırada halk kaymakamlığa doğru yürüyüşe geçmektir. Çünkü akıl hastası kaymakamın gitmesini halk istememektedir.

Merkezî kuvvetler, yönetimi ele geçiren akıl hastalarını bir kamyona bindirir. Kaymakam da marş eşliğinde bir asker edasıyla kaymakamlıktan çıkar. Böylelikle akıl hastaları, kaçtıkları hastaneye teslim edilir. Kasaba yeniden akıl hastalarının yönetimi olmaksızın yönetilmeye başlar. Akıl hastalarının hastaneye geri dönmesi ile kasaba eski yaşantısına geri döner.

Metnin Konusu ve Teması

Buzlar Çözülmeden tiyatro metninde konu “bürokratik hantallık ve iş görmezlik”tir. Eserde, devlet bürokrasisinin hizmet etmeye değil, efendilik etmeye meraklı olması halkı bıktırmıştır. Metinde de Türk halkının uzun yıllar mustarip olduğu bu husus, ironik bir dille eleştirilmiştir. Kaymakamın halkın en aydın kısmı olması gereken bürokratik zümreyi tasvir ederken kullandığı şu sözler oldukça manidardır: Şunlara bakın, ne de masum, sessiz, zavallı görünüşleri var değil mi? Hâlbuki bunlar mâzide koskoca bir imparatorluğu batırdılar.

Metnin teması, çürümüş bir sistemin akıl hastalarının yönettiği bir düzenden bile daha vahim tablolar doğurduğu gerçeğidir. Bu gerçek özellikle 1950 sonrası Türk edebiyatında sıkça işlenmiştir. Çünkü 1950’li yıllardan itibaren artan köyden şehre göç dalgaları ile endüstrileşen toplum, devletin kendisine karşı ödevleri konusunda daha bilinçlidir.

Eser akademik çevrede toplumsal düzensizlik konusunu işlemesi ile bilinir. Bu açıdan da Gogol’un Müfettiş adlı eseri ile yakınlıklar gösterir. Bu hususta Onur Aydın (2017) şunları söyler:

Her iki eser de yazıldığı dönemde ülkelerinin tarihsel, sosyolojik, politik çarpıklıklarını çatışma figürü temelinde ve kara mizah yoluyla okuyucusuna iletir. İki yazar da asıl çürümüşlüğün çıkış noktasının merkezi otoriteler olduğunu vurgular. Ancak kronikleşmiş çürümüşlük o kadar kök salar ki, bu yüzden iki yazar da oyunlarını çözüme ulaştırmaz.

Buzlar Çözülmeden Karakterleri ve Kişilerin Özellikleri

Oyunda başlıca üç karakter vardır. Bunlar kaymakam, tahrirat kâtibi ve Deli Çavuş’tur. Bu karakterlerin özelliklerini aşağıda bulabilirsiniz.

Kaymakam: Kaymakam akıl hastanesinden kaçarak ilçe yönetimini ele geçiren grubun lideridir. Dağlarda eşkıya ile savaşıp yaralanacak kadar idealisttir. Kurduğu oyunun baharın gelmesiyle ortaya çıkacağını bilir. Bu sebeple yapmak istediklerini bir an önce gerçekleştirmeye çalışır. Daima halkın tarafındadır. Fakat halktan da yapılacak işler konusunda destek alır. Gerektiğinde halkı devlet işlerinde çalıştırır. Kaymakamlığı geleneksel bürokratik kurallarla değil, insan ilişkileriyle bazen de keyfi uygulamalar ile yönetir. Yönetiminde askerî bir tavır takınır, disiplinden taviz vermez.

Tahrirat Kâtibi: Tiyatro metnindeki eski sistemin savunucusudur. Kaymakamın yaptığı eylemlerden rahatsızlık duyar ve bunu sık sık dillendirir. Bürokratik vesayetin aslında devlet için gerekli olduğunu iddia eder. Halkın artık kendisine yeterince saygı göstermediğinden yakınır.

Deli Çavuş: Kaymakamın ateşli savunucusudur. Her yönetimde olduğu gibi akıl hastalarının yönetiminde de şartsız biat eden kitlenin temsilcidir. Kaymakamın ağzından çıkan her söz onun için bir kural mahiyetindedir.

Oyunun Tipleri

Oyunda yukarıdaki ana şahıs kadrosunun yanında birtakım tiplemeler de mevcuttur. Bu tiplemelerin ön plana çıkanı hem kurnaz hem de bilgisiz tiplerdir. Oyunda bu tarz tiplere Hacı Murat Ağa ve Sarıların Mahmut Ağa örnek olarak gösterilebilir.

Oyundaki bir diğer tipleme ise güçsüzlerdir. Bu tipler kendi iradelerini ortaya koyamaz. Bu sebeple de başka kişiler tarafından entrikalara alet edilir. Oyunda dava vekili Şeref Hakarar bunun örneğidir. Oyunda davranışları ile idealize edilen tip ise Hatice‘dir.

Oyunun içinde bazen güldürü farsa dayalı tiplemeler ile verilir. Fars bir tiyatro terimi olarak abartılı güldürü ögelerine denir. Nitekim Buzlar Çözülmeden adlı metinde de Deli Çavuş’un konyak içip zil zurna sarhoş olması bir fars örneğidir.

Buzlar Çözülmeden Adlı Metindeki Çatışmalar

Buzlar Çözülmeden adlı metinde, devlet yönetimindeki yozlaşma ve idealizm arasındaki çatışma ön plandadır. Bu çatışma alaycı bir biçemle verilmiştir. Nitekim metinde akıl hastalarının bile yönetim konusunda akıllılardan daha özverili olduğu görülmektedir.

Bürokrasi ve halk çatışması metindeki bir diğer çatışma unsurudur. Nitekim metnin yazıldığı dönemdeki diğer birçok eser de bu çatışmayı işler. Metinde, göreve yeni kaymakamın gelmesi, bürokratik çevreyi rahatsız eder. Çünkü kendini halktan daha üstün gören bu çevre, kendisini dışlanmış hisseder.

Kaynakça

  • Alver, T. (2021). Tiyatronun Başlangıcı. Simit Çay Betik, S. 3.
  • Karaca, N. T. (2004). Cevat Fehmi Başkut ve OyunlarıTürkbilig, (7), 74-86.
  • Sokullu, S. (1972). Cevat Fehmi Başkut’un Oyunlarına Komedya Açısından Bir Bakış. Tiyatro Araştırmaları Dergisi3(3), 41-52.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir