Eski Yunan düşünürü Platon ile onun izinde gidenlerin oluşturduğu felsefi akım. Nitekim Platonculuk akımının savunucularına göre düşüncenin gerçekliği mutlaktır. Tin (ruh) hiçbir zaman ölmez. Ayrıca Platonculuğun ilk takipçileri Platon’un MÖ 4. yy.de özünü ortaya koyduğu okulun taşıyıcıları olmuştur.
Atina dolaylarında konuşlanan bu okul, I. Justinianus’un isteği üzerine kurulmuştur. Geleneksel olarak bu akım üç ana döneme ayrılır: Erken, orta ve Neoplantonculuk dönemleri.
Erken Platonculuk
Erken Platonculuk, Platon ve onun en yakın savunucuları olan Pontiyalı Heraklit, Spevsippos, Ksenokrat gibi şahsiyetlerin de katılımıyla kurumsallaşmıştır.
Platon’un savunucuları, bilgiyi felsefi yaklaşımının ana ögesi olarak kullandılar. Nitekim onlara göre; günlük okunan, duyulan veya düşünülmüş konular; bir izlenim kaynağıdır. Ele alınan konular arasındaki ana konu, düşüncelerin varlık sorunuydu. MÖ 1. yy.den başlayarak, Platocular; Aristo ve Pisagorculardan yararlanarak natüralizmin tüm unsurları ile savaşmaya başladılar. Bu yeni bir çağın temeli oldu: Orta Platonculuk.
Orta Platonculuk
Orta Platonculuk (MÖ 1. yy.-MS 2. yy); Antiokhos, İskenderiyeli Eudorus ve Plutarhos şahsiyetlerin çabalarıyla ortaya çıkmıştır. Kuşkuculuk döneminden sonra dogmatik Platonculuk başlar. Birinci yüzyılda, bu akımın sistemleşmesi için önemli çalışmalar başladı. Bu çalışmalar “Timeos”un yorumlanmasına dayanıyordu.
Bu dönemin ana özelliği, ders kitaplarında Plato kalıtının toplanması, Platon’un diyaloglarının yorumlanması ve Plato ile Aristo’nun öğretileri arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi olmuştur. Yaklaşık 3 yüzyıllık bir sürecin ardından Neoplatonculuk ortaya çıkmıştır.
Neoplatonculuk (Yeni Platonculuk)
Bu dönemde üç ana üyeden oluşan bir hiyerarşik bir sistem oluşturulmuştur. Özellikle yüksek anlayışın ve vahdet hakkındaki öğretinin daha doğru şekilde yorumlanması da bu dönemin ayırıcı özelliklerindendir. Bu akımın temsilcileri varlığın nedeninin Tanrı olduğuna inanır. Tanrı yalnızca bir yaratıcı değil, aynı zamanda denetleyicidir. Tanrı’nın eseri olan akıl ise doğa ve sosyal yaşamın düzenleyicidir; aklın uzamsal ve zamansal boyutunu ise tin oluşturur. Madde tüm bu tinsel ve ussal varlığın dışavurumudur.
Neoplatonculuk savunucuları için günlükler de daha sistematik makaleler yazmak için önemli bir kaynak hâline gelmiştir. Bu makaleler herhangi bir olumsuz dışavurum (öfke, kıskançlık, dedikodu gibi) ya da yaşam zorluklarının betimlemeleri (yas, düş kırıklığı, sürgün) ile düşünsel çatışmaları irdelemektedir. Neoplatonculuğun kurucusu Plotinos olarak kabul edilir. Neoplatonculuk; dinlerin ve diğer inançsal ayrışmaların belirgin güç odaklarının istekleri doğrultusunda kapitalist sistemin bir aracı olarak kullanıldığı ve dinî bir mühendislik alanı hâline geldiği yönünde eleştirilere maruz kalmıştır.
KAYNAKÇA
Boolos, G. (1985). Nominalist platonism. The Philosophical Review, 94(3), 327-344.
[…] gence karşın, fikrini sabitleyen diğer genç arkadaş ise bir büyüğünden almış olduğu fikrin savunmasını sarf ederken hiçbir dayanağa bağlı olmaksızın yalnızca sesini yükselterek galip […]
[…] yüzyıldan daha eski dönemde Müslüman kadın filozof ve büyük âlimlerin biyografisinden […]
[…] ABD bilim, felsefe ve edebiyat dünyasına yaptığı katkılar sayesinde “Ulusal Beşerî Bilimler Madalyası”na […]