İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Siste Söyleniş Şiiri İncelemesi

Siste Söyleniş şiiri, Yahya Kemal tarafından Tevfik Fikret’in Sis şiirine karşılık olarak yazılmıştır. Sis şiirinde Tevfik Fikret, İstanbul’u ağır şekilde eleştirmiştir. Yahya Kemal ise bu şiiriyle İstanbul’un Türklerin gönül dünyası ile ilgili önemini vurgulamıştır.

Şiirle ilgili daha çok detay için aşağıdaki sunuyu inceleyiniz.

Siste Söyleniş Şiiri niçin yazıldı?

Siste Yürüyüş şiirinin yazılma sebebi, Tevfik Fikret’in İstanbul’u hakaretamiz bir dille yermesidir. İstanbul’a olan sevgisi ile bilinen Yahya Kemal, bu duruma kayıtsız kalmamıştır.

Benzetmek olmasın sana dünyâda bir yeri; 
Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri.

Yukarıdaki beyitte Yahya Kemal, İstanbul’un her yerden daha güzel olduğunu söylemiştir. Bu onun için bir abartma değil, yaşadığı içsel hakikatin bir dışa vurumudur. Çünkü Yahya Kemal, İstanbul denilince akla gelen ilk şairdir.

Dünya edebiyatında da şehirler hakkında söylenen birçok şiir vardır.

Baudelaire’in Le Spleen de Paris adlı nesir-şiir şeklinde yazılmış olan kitabının sonunda Epilogue adlı bir şiiri vardır. Bu şiir başkent Paris’i betimleyen bir şiirdir. Tevfik Fikret’in de Sis adlı şiiri, Yahya Kemal’in de Sis’e bir karşılık olarak yazdığı Siste Söyleniş şiirleri de başkent İstanbul’u betimler. Bu şehir betimlemeleri çerçevesinde ortaya bir bakış açısı, bir dünya görüşü konulur.

Hilmi Uçan

Bu hususta divan edebiyatında şehirleri övmek maksadıyla yazılan şehrengizleri de unutmamak gerekir.

Tevfik Fikret’in Sis Şiirine Karşılık Yazdığı Şiir

Siste Söyleniş, Tevfik Fikret’in Sis şiirine karşı yazılmış bir şiirdir. Tevfik Fikret, Sis şiirinde İstanbul’u ağır bir dille eleştirmiştir. Bununla birlikte Fikret daha sonra bu fikrinden pişman olmuştur. İstanbul’dan özür dilemek babında “Rücu” şiirini yazmıştır.

Tevfik Fikret için İstanbul bir yönüyle yenilik bir yönüyle de kadim kültürü simgeler. Bu sebeple Fikret’in İstanbul’a bakışı düalizm çizgisindedir.

Türk edebiyatında İstanbul

Türk edebiyatında İstanbul denince akla ilk gelen şair Yahya Kemal’dir. O İstanbul’a, Türk-İslam medeniyetinin cisimleşmiş bir ögesi gibi bakar. İstanbul’un her bir köşesinde yüksek bir kültürün pırıltılarını görür.

Yahya Kemal’in şiirde sürdürdüğü bu zevk, Abdülhak Şinasi Hisar’ın romanlarına yansır. Hisar, romanlarında İstanbul’u büyük bir mekân estetiği ile sunar.

İstanbul’u en güzel anlatan diğer şairler Orhan Veli Kanık, Attilâ İlhan, Nedîm ve Bâkî‘dir. Nedîm, mahallileşmenin de etkisiyle Lale Devri İstanbul’unun en iyi şairidir. Enderunlu Vasıf da bu hususta onun yolundan gitmiştir.

Bâkî ise İstanbul’u klasik divan edebiyatı zevk ve anlayışı içerisinde methetmektedir. Cumhuriyet Dönemi’ne geldiğimizde karşımıza şiiri sokağa taşıyan bir isim olan Orhan Veli Kanık çıkar. Orhan Veli, Anlatamıyorum ve İstanbul’u Dinliyorum şiirleriyle Garip akımının edebî imajlarla barışan ikinci yüzünü ortaya çıkarmıştır.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir