İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sandra Brown kimdir?

Sandra Brown, özellikle gerilim romanları ile tanınan ABD’li bir yazardır. 12 Mart 1948’de doğmuştur. Ayrıca doğduğu şehir olan Teksas’ta İngilizce bölümüne başlasa da yükseköğrenimini tamamlamamıştır. Brown’un yazdığı romanların yarısından fazlası en çok satanlar listesine girmiştir. Bu da onu eşsiz bir sanatçı yapmaktadır.

Doğum tarihi: 12 Mart 1948
Tarzı: Gerilim romanı
Akım: Post-romantizm
Gelenek: Amerikan edebiyatı

Üniversite öğrenimi esnasında başarılı bir belgeselci olan Michael Brown ile evlenmiştir. Sanatçı yazarlıktan önce, hava durumu spikeri ve muhabir olarak farklı meslek dallarında çalışmıştır.

Brown, 1981’de kocasının yönlendirmesiyle roman yazmaya başlamıştır. İlk romanı “In Love with a Stranger”dır. Kariyeri boyunca yazdığı 70’ten fazla kitaptan 50 tanesi New York Times bestseller listesinde yer almayı başarmıştır. Ayrıca eserlerinin 29 dilde çevirisi vardır. En İyi Saklanan Sırlar, Dumanın Olduğu Yer, Aşk Cinayettir, Günbatımı Kucaklaması ve Soğuk Öpücük önemli eserlerinden bazılarıdır.

Sanatçının romanlarında id, ego ve süperego kavramlarının yani psikanalitik bilginin izleri vardır. Bu yönüyle gerilim ve psikolojiyi birleştiren bir yazardır. Ayrıca sanatçının romantik bir yaklaşımı vardır. Bu yaklaşımın içinde yer yer iyi insan olmanın gereklilikleri üzerine örtük ileti zincirleri dikkat çeker. Bu yönüyle yazar, travmatik stres bozukluğunu işlediği “Deadline” romanı ile doktora tezine konu olmuştur.

Sandra Brown romanlarının sinema macerası

1994 yılına gelindiğinde yazarın French Silk yani Fransız İpeği adlı romanı Susan Lucci ve Lee Ermey’in rol aldığı sinema filmine uyarlanmıştır. Bu aşk romanı, New Orleans’ta geçmektedir. Romanın olay örgüsü içerisinde bir televizyon yazarının öldürülmesi işlenmiştir.

French Silk, yalnızca sinemaya uyarlanmakla kalmamıştır. Eser çok sevilmiştir. Öyleki ilk baskısı dahi 150.000 adettir.

Soğuk Öpücük (Sandra Brown)

Sandra Brown’un Türkiye’de en beğenilen romanlarındandır. Eser, Bellamy Lyston adlı küçük bir kızın ablasının öldürülmesini konu alır. Cinayet günü yağmur ve fırtınalıdır. Bu yüzden Lyston hayatı boyunca fırtınalardan korkacaktır.

Lyston büyüyünce bu cinayetin ardındaki sır perdesini kaldırmak ister. Bu sebeple anılarını temel alır ve bir roman yazar. Ancak bu roman hayatındaki sıra dışı değişimleri tetikler.

Araştırmaları neticesinde aslında katille ilgili birçok şey öğrenir. Bu bilgiler ona, kendi hayatının da tehlikede olduğunu söyler.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir