İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Medeniyetlerin Doğduğu Yer: Mezopotamya | Mezopotamya Okumaları

Eski Mezopotamya Tarihi (Kemalettin Köroğlu)

Aylar önce Hesiodos’un Theogonia’sı ile Gılgamış Destanı arasında pek çok benzerlik olduğunu okuduğumda Sümer ve Babil medeniyetlerini merak etmeye başlamıştım. Her ne kadar Homeros’tan itibaren Batı edebiyatının kült eserlerini kronolojik sırayla okuyor olsam da Doğu medeniyetleri hakkında da ayrıntılı bilgi edinmeye karar verdim. Hem zaten “medeniyet” veya “medeniyetler beşiği” dendiği zaman çoğumuzun aklına Mezopotamya gelir.

Eski Mezopotamya Tarihi, giriş niteliğinde bir eser.

Gılgamış Destanı’nı okumadan önce de Mezopotamya tarihine giriş yapmak istedim. Yani önce Mezopotamya medeniyetlerinin tarihini okuyup ardından bu medeniyetlerin kültürel ürünlerini okudum. Siz de benim gibi Mezopotamya medeniyetlerine ilgi duyuyor ve Mezopotamya tarihine giriş niteliğinde bir kitap arıyorsanız Kemalettin Köroğlu’nun bu akademik dille yazılmış, kısa ve öz, ancak doyurucu kitabını okuyabilirsiniz.

Kitapta Mezopotamya’da kurulan ilk devletlerden (yaşayan ilk topluluklardan) Perslere kadar olan süreçte Sümer, Akad, Babil, Hurri-Mitani ve Asur gibi Mezopotamya tarihine damgasını vurmuş medeniyetlerin tarihi hakkında kronolojik olarak tarihi bilgilere yer veriliyor.

Bu kitaptan sonra hem Türk hem de yabancı tarihçilerin gözünden Mezopotamya’ya bakmak için sonra Barthel Hrouda’nın yine Mezopotamya tarihine giriş niteliğindeki kitabını da okudum. Bu kitapla ilgili yorumumu da önümüzdeki günlerde bilahare paylaşıyor olacağım. Batı medeniyetinin asıl temellerini oluşturan Doğu medeniyetleri hakkında bilgi edinmenin elzem olduğunu düşünüyorum.

Mezopotamya: Dicle ve Fırat Arasındaki Kadim Uygarlıklar (Barthel Hrouda)

Yine Mezopotamya medeniyetlerine giriş niteliğinde bir kitap. Bu kez Mezopotamya’yı bir Batılının kaleminden okumak istedim. Kitapta MÖ 3.000 (Erken Sümer Dönemi) yılından MS 7. yüzyıla (Arap hâkimiyeti) kadar olan döneme ait tarihi bilgilerin yanı sıra bu bölgede hüküm sürmüş medeniyetlerin toplumsal ve kültürel özelliklerine de değinilmiş.

Kitapta bölgede yaşamış diğer uygarlıklarla da ilgili bilgiler bulabilirsiniz.

Kitap genel olarak akademik dille yazılmış olsa da yazar yer yer kendi şahsi görüşlerine de yer vermiş. Doğruluğu tartışılabilir olsa da farklı bakış açılarını öğrenmek her zaman için ilginç bir deneyimdir benim gözümde. Başlangıç olarak Mezopotamya medeniyetleri hakkında özet sayılabilecek bilgiler edinmek isterseniz bu kitabı ve bir önceki anlattığım kitabı okuyabilirsiniz. Daha detaylı ve ileri düzey okumalar yapmak isteyenler için naçizane Amelie Kuhrt’un iki ciltlik Eski Çağda Yakındoğu adlı kitabını tavsiye edebilirim. Benim de okuma listemde bu bahsettiğim kitap ancak tabii ki bir solukta okunabilecek bir eser değil, ben bölüm bölüm ilerlemeyi düşünüyorum.

Uygarlıkların Kökeni Sümerliler I: Tarihte İlk Edebî Eserlerden Seçmeler (Muazzez İlmiye Çığ)

Mezopotamya medeniyetlerinin tarihine ufak bir giriş yaptıktan sonra bu medeniyetlerin kültürü ve edebiyatı hakkında da okumalar yapmak istedim.

Öncelikle en eski Mezopotamya medeniyeti olan Sümerlileri merak ettiğimden kıymetli Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın kitaplarını okumamak olmazdı. Muazzez Hoca, bu titiz çalışmasını iki ciltte toplamış. Bu birinci ciltte Sümerlilerde din ve inanışlar anlatılıyor daha çok. Öncelikle eski Mezopotamya medeniyetlerinin tarihi ve kültürü için en önemli belgeler olan çivi yazılı tabletlerin bulunuşu ve bu tabletlerde yazılı olan dillerin çözülüşünden bahsediliyor. Daha sonra birbirleriyle bazı benzerlikler gösteren Sümerce ile Türkçenin karşılaştırılmasına yer veriliyor. Ayrıca Sümerlilerin evrenin ve insanın yaratılışı, tanrı inancı, kahramanlıklar ve savaşların konu edildiği destan, ilahi ve ağıtlardan örneklerle Sümer edebiyatına dair açıklamalar veriliyor.

Sümer edebiyatının en çok dikkat çeken özelliklerinden biri de günümüzde leitmotif diyebileceğimiz bol tekrarlara yer verilmiş olması. Elbette bu edebî metinler günümüz okuru için ilk bakışta oldukça yalın ve basit görünse de kendine has üslubu ile sizi kendine çekmeyi başarıyor. Sümerlilerin tanrı inanışına baktığımızda çok fazla tanrı/tanrıça olduğunu ve bu tanrıların/tanrıçaların günlük ihtiyaçlardan ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Elbette her toplumda olduğu gibi Sümerlilerde de toplumun yaşadığı ülkenin/bölgenin coğrafi koşulları ve geçim kaynakları o toplumun edebiyatını ve dini inanışların da etkiliyor (“Coğrafya kaderdir”).

Sümerlilerin tanrı inanışları da oldukça net.

Sümerliler tanrılardan korkuyor, onlara büyük saygı gösteriyor ve onların yaptıklarını sorgulamıyorlar; yani tanrı ve tanrıçalara karşı teslimiyetçi bir tutum sergiliyorlar. Eski Mezopotamya coğrafyasına yakınlığımız sebebiyle, kendinden sonra gelen eski medeniyetleri olduğu gibi biz Türkiyelilerin kültürünü de etkilemiş Sümer medeniyeti ve kültürü. Özellikle Anadolu’da yaygın olan bazı batıl inanışların kökünün Sümerlilere dayandığını gözlemleyebiliyoruz.

Sümerliler yalnızca Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasını değil, Batı medeniyetini de derinden etkilemiş. Antik Yunanlıların Sümerlilerden bazı tanrı ve tanrıçaları “ödünç” alıp kendilerine uyarladıklarını da biliyoruz. Sümer mitolojisi ile eski Yunan mitolojisi arasında pek çok benzerlik ve ortak noktalar bulmak mümkün. Yani kısaca Batı medeniyetinin de Sümer medeniyeti üzerine inşa edildiğini söylesek yanlış olmaz çünkü tarihin başlangıcı Sümer medeniyetine dayanıyor. Çünkü Sümerlilerin büyük dinlerde ortak bir inanış olarak kabul edilen Nuh tufanından sonra ortaya çıkmış ilk medeniyet olduğunu düşünürsek dünya medeniyetini Sümerlilere dayandırmak abesle iştigal olmaz. Muazzez Hoca ile tanışmam biraz geç olsa da “geç olsun da güç olmasın” diyor ve herkesin Muazzez Hoca ile tanışmasını temenni ediyorum.

Gılgamış Destanı ve Gılgamış Hikâyeleri


Gılgamış Hikâyeleri; Enmerkar, Lugalbanda ve Gılgamış olmak üzere üç büyük Sümer kralını konu alan ve Gılgamış Destanı’nın oluşumundan önce yazıya geçirilen bu destan ve hikâyeler, Gılgamış Destanı’nın bel kemiğini teşkil ediyor.

Gılgamış tarihteki ilk yazılı destandır.

Gılgamış Destanı, tarihteki ilk yazılı destan olan ve Sümerliler tarafından yazılan bu destanda yaşam, ölüm, kahramanlık, aşk ve dostluk gibi konular işleniyor.

İnsanın ölümsüzlük arayışını da simgeleyen bu ölümsüz eserde ölümden kaçış olamayacağı, ancak insanın ancak ardında bıraktığı eserleriyle ölümsüzlüğe kavuşabileceği vurgulanıyor. Ayrıca bu destanda yer alan Nuh Tufanı hikâyesinin üç büyük kutsal kitapta da yer alması önemli ve ilginç bir ayrıntı. Son olarak, bu destanın arayış, kahramanın yolculuğu ve dostluk gibi temalarıyla Homeros’un Odysseia’sını derinden etkilediğini de belirtelim. Her iki eseri de okuyanlar aradaki benzerlikleri fark edeceklerdir.

Özellikle ülkemizde maalesef eski medeniyetlere pek ilgi duyulmuyor ancak bu eski medeniyetlerin kültür ve yaşayışlarını birinci elden, yani bıraktıkları eserlerden okumak/öğrenmek hem çok heyecan verici hem de ufuk açıcı. Daha önceki yazdığım yazılarla Eski Yunan mitolojisine duyulan ilginin artmasına ve mitolojik eserlerin çok daha fazla kişi tarafından okunmasına vesile olduğum için bahtiyarım. Umarım sadece eski Yunan ve Roma medeniyetine değil, aynı zamanda eski Mezopotamya ve Anadolu medeniyetlerine duyulan ilgi de artar ve bu medeniyetlere ait eserler tarihin tozlu sayfalarına gömülmek yerine genç dimağlarda gün ışığına çıkar. Bu iki kitabı herkese tavsiye ediyor ve şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

Seval YILMAZ

Özet
Medeniyetlerin Doğduğu Yer: Mezopotamya | Mezopotamya Okumaları
Başlık
Medeniyetlerin Doğduğu Yer: Mezopotamya | Mezopotamya Okumaları
Açıklama
Gılgamış Destanı'nı okumadan önce de Mezopotamya tarihine giriş yapmak istedim. Yani önce Mezopotamya medeniyetlerinin tarihini okuyup ardından bu medeniyetlerin kültürel ürünlerini okudum.
Yayımcı
Yayımlayan
Simit Çay Edebiyat Etkinlikleri
Logo

3 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir