İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eleştiri Türü ve Özellikleri – Türk Edebiyatında Eleştiri Türleri

Eleştiri türü, bir sanat eserinin iyi ya da kötü yönlerini değerlendirip onunla ilgili çeşitli yargılar ortaya koyduğumuz öğretici metinleri ifade eder. Yani eleştiriler öğretici metinlerdir. Eleştiri kelimesinin yerine Arapça kökenli tenkit veya eski Yunancadan alınan kritik kelimeleri de kullanılır. Eleştirilerde bir konunun hem olumlu hem de olumsuz yönleri anlatılır. Eleştiri yazan kişilere eleştirmen denir.

Türk edebiyatındaki eleştiri yazarları (eleştirmenler) Tanzimat Dönemi’nden beri birçok önemli eser meydana getirmiştir. Ahmet Şuayb, Ali Canip Yöntem, Hüseyin Cahit Yalçın, Fethi Naci ve Mehmet Kaplan bizde eleştiri geleneğini temsil eden önemli eleştirmenlerdir. İyi bir eleştirinin kökeninde şu soru yer alır: “Bir sanatçı veya sanat eseri ile ilgili değerlendirme yapabilmek için hangi bilgilere sahip olmak gerekir?”

Eleştiriler temelde konularına ve eleştirmenin tutumuna göre ikiye ayrılır. Konularına göre dört farklı eleştiri türü vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Sanatçıya dönük eleştiri,
  2. Esere dönük eleştiri, 
  3. Okura dönük eleştiri, 
  4. Topluma dönük eleştiri.

Eleştiri Türlerinin Özellikleri

En çok karşılaştığımız eleştiri türü sanatçıya dönük eleştiridir. Sanatçının yaşamından, edebî kişiliğinden, edebi yönünden bahseden bu eleştiri yazıları, sanatçıyı bir bütün olarak ele almaktadır. Özellikle Servetifünun Dönemi’nde ön plana çıkan bir eleştiri türüdür.

Esere dönük eleştirilerde odak noktası eserin kendisidir. Özellikle bu tür yazılarda eserin yazıldığı dönem ve gelenek ön plana çıkar. Eleştirmen, ele aldığı eseri derinlikli bir biçimde tahlil eder. Bu inceleme maksatlı tür, aynı zamanda şiirleri yorumlamada sıklıkla kullanılır. Nitekim Mehmet Kaplan şiir tahlilleri alanında önemli bir isimdir.

Okura dönük eleştiri, bu türlerin içindeki en öznel olandır. Okura yönelik bu türde eleştirmen, daha çok eserle ilgili izlenimlerden bahseder. Kanıtlama ve sebep-sonuç ilişkileri çok fazla kullanılmaz. 

Topluma yönelik eleştiri, doğrudan doğruya toplumun zihniyetini odak noktası alır. Nitekim bir edebî eseri okuduğunuz zaman, o dönemle ilgili bilgiler edinirsiniz. Örneğin 1300’lü yıllardaki veba salgını, o dönemdeki eserlerin birçoğunu etkilemiştir.

Eleştiri dediğimiz zaman, iyi bir eleştiri yazmak istiyorsak güçlü yargılarımızın olması gerekir. Yani eleştiri türü içerisindeki yargıları sebepleri ile birlikte açıklamamız şarttır. Çünkü bir eseri incelerken sebepleri ortaya koymadan sadece güzel ya da çirkin gibi genel kavramları kullanmamız iyi bir eleştiri kaleme aldığımız anlamına gelmez. 

Eleştirel eserler edebiyatın gelişmesini sağlar. Çünkü eleştiri okuru eğitir. Böylelikle okur neyi okuması gerektiğini neyi bilmesi gerektiğini daha iyi anlar. Bu da iyi bir okur kitlesinin oluşmasını sağlar. Kısacası toplumun edebî seviyesi yükselmiş olur.

Cumhuriyet Öncesi Türk Edebiyatında Eleştiri

Cumhuriyet öncesi Türk edebiyatında hiciv, taşlama ve tezkireler eleştiri türünün en önemli öncülleridir. Ancak bunlar tam olarak eleştiri sayılmaz. Çünkü eleştiri iki yönlüdür. Nitekim eleştiride hem olumlu hem olumsuz yargılar yan yanadır. Oysaki hiciv ve taşlamalara baktığımız zaman böyle bir durumun olmadığını görüyoruz. Çünkü hiciv ve taşlamalarda genel itibarıyla kötüleme, yerme vardır. Nitekim modern bir eleştiride övgü ve yergi yan yanadır.

Divan edebiyatındaki kasidelere baktığımız zaman orada da sınırsız bir övgü vardır. Yani bu türde de iki yönlülük yoktur. Divan edebiyatında modern anlamdaki eleştiriye en yakın olan geleneksel tür, tezkirelerdir. Tezkirelerde şairlerin olumlu ve olumsuz, yeterli ve yetersiz yönlerinden bahsedilmiştir. Ancak bu bahsetmeler çok yüzeysel olduğu için tezkireler de modern eleştiriler değildir. 

Tanzimat Dönemi’nde Eleştiri Türü

Türk edebiyatında Batılı anlamda eleştiri Tanzimat döneminde ortaya çıkmıştır. Ancak eleştiri türü için olgun örneklerin oluşması ancak Servetifünun Dönemi’nde olmuştur. Tabii ki Tanzimat Dönemi’nde Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Mizancı Murat, Muallim Naci ve Beşir Fuat gibi isimler eleştiriler kaleme almıştır. Fakat bu sanatçıların eserlerinde teknik olarak hatalar vardır. 

Namık Kemal’in Ziya Paşa’nın Harabat adlı şiir seçkisini eleştirmek için kaleme aldığı Tahrib-i Harabat adlı eseri Türk edebiyatındaki ilk eleştiri örneklerinden biridir. Türk edebiyatındaki ilk eleştiri, bazı otoritelere göre Namık Kemal’in “Lisan-ı Osmanî’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülâhazatı Şamildir” adlı eseri olduğu söylenir. 

Servetifünun, Fecriati ve Millî Edebiyat’ta Eleştiri Türü

Servetifünun Dönemi’ne geldiğimiz zaman Servetifünun sanatçılarının birçoğunun eleştiri türünü önemsediğini görürüz. Nitekim Hüseyin Cahit, Cenap Şahabettin, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Tevfik Fikret, Ali Kemal, İsmail Safa ve Ahmet Şuayb gibi isimler eleştiride yetkin örnekler ortaya koymuştur. Ancak bunların içerisinde Ahmet Şuayip ön plana çıkar. Çünkü Ahmet Şuayip bu dönemde kendini eleştiri yazmaya adayan bir isimdir. Yine Hüseyin Cahit Yalçın’ın bu alanda önemli eserleri vardır. “Kavgalarım” Hüseyin Cahit’in bu alanda önemli bir eserdir.

Fecriati sanatçıları Servetifünun’dan daha iyi bir eleştiri kültürü geliştirmek istediler. Fakat bunu başaramadılar. Çünkü Fecriati Servetifünun’un basit bir taklidi durumunda kaldı. Hatta Fecriati Dönemi’nde gördüğümüz sanatçılar yani Yakup Kadri, Hamdullah Suphi, Ali Canip Yöntem ve Mehmet Fuat Köprülü gibi bu isimler daha sonra zaten Milli Edebiyat akımına geçtiler. Nitekim bu isimler Milli Edebiyat’a geçtikten sonra da aynı şekilde eleştiri türünde eserler vermeye devam etti.

Millî Edebiyat içinde eleştiri türünün en güzel örneklerini veren kişi ise Ali Canip Yöntem oldu. Onun “Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münakaşalarım” adlı eseri eleştiri türü için önemli bir eserdir.

3 Yorum

  1. […] Eleştiri Türü ve Özellikleri – Türk Edebiyatında Eleştiri TürleriEleştiri Türü ve Özellikleri – Türk Edebiyatında Eleştiri Türleriyonetici1 tarafındanEleştiri türü, bir sanat eserinin iyi ya da kötü yönlerini değerlendirip onunla ilgili çeşitli yargılar ortaya koyduğumuz öğretici metinleri ifade eder. Yani eleştiriler öğretici metinlerdir…. […]

  2. […] Eleştiri tehlikeli bir bıçaksırtıdır. Doğru eleştiri karşıdaki kişinin bireysel gelişimini destekler. Abartılı eleştiri ise muhataba zarar verir. Bu açıdan ölçülülük eleştiri hususunda çok kritiktir. Bu açıdan dobra olmak her zaman doğru bir davranış olarak nitelendirilemez. […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir