Türkçeyi diğer dillerden ayıran en temel özellikler genel olarak Altay dillerinin genel özellikleridir. Türkçenin özellikleri, genel olarak kurallı bir dil olması ve ses uyumlarına bağlı kalması temelinde kurulur. Peki, Altay dillerinin Hint Avrupa dillerinden ayıran özellikler nelerdir? Bu sorunun en kısa cevabı Türkçede eklerin çok işlek kullanılmasıdır. Ayrıca bu yazının İngilizce versiyonu için tıklayınız.
Bu özellikler şunlardır: Türkçede dil bilgisel bir cinsiyet kategorisi yoktur. Örneğin İngilizcedeki gibi “o” kişi zamiri için erkek (he) ve kadınlar (she) için farklı sözcükler tercih edilmez. Öğretmen denildiğinde, bu hem kadın hem de erkek öğretmeni karşılar. Oysaki Arapçada erkek öğretmene muallim, kadın öğretmene ise muallime denir.
Kelimeler ön ek almazlar. Anti, na, bi vb. ön ekler Türkçede kullanılmakla birlikte bu ekler Türkçeye yabancı dillerden girmiştir. (Bi-haber “habersiz”, na-mağlup “yenilmemiş”, anti-virüs “virüs karşıtı” gibi kelimelerdeki ön ekler Türkçe değildir.)
3. Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için birkaç ek üst üste kullanılabilir.
Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için birkaç ek üst üste kullanılabilir. Örneğin 2017 yılında yapılan bir yarışmada Arapça kökenli “muvaffak” kelimesine getirilen onlarca ek sayesinde “muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesinesiniz” kelimesi dünyada türetilebilen en uzun ifade seçilmiştir. Bu durum Türkçede eklerin ne kadar işlek kullanılabildiğini göstermektedir. Nitekim Türkçede eklerin bu denli işlevsel olması yönelme, ayrılma vb. hâl eklerinin dil işleyişinde önemli bir unsur olmasını sağlamaktadır.
Örneğin göz kelimesine göz-lük eki getirildiğinde kelimenin kökü değişmez. Her dil böyle değildir. Örneğin Arapçada kitap, katip, mektup kelimeleri hep aynı kökten gelmelerine rağmen görünürde Türkçedeki gibi ek alarak ortaya çıkan bir kökleri yoktur.
Türkçe bükümlü bir dil olmasa da ses esnekliği yüksek bir dil vardır. Özellikle ötümlüleşme-ötümsüzleşme, akıcılaşma ve sızıcılaşma gibi ses olayları Türkçede yaygın olarak görülür.
Yani Türkçenin söz dizimi asli olarak “özne-nesne ve / veya tümleç-yüklem” biçimindedir.
Yani kapının kolu denilirken, {nın} eki ilk sözcük olan kapı kelimesine eklenir. İngilizce vb. dillerde bu durum farklıdır. İngilicede kapının kolu denilirken kelimelerin yerleri Türkçedeki kullanımın zıddıdır: “handle (kol) of the door (kapı)”.
Yani her zaman görünürde bir özne olmasına gerek yoktur. Örneğin “Kapıyı açtım.” denildiğinde, kapıyı benim açtığımın anlaşılması için mutlaka “Ben kapıyı açtım.” demeye gerek yoktur.
Büyük ünlü uyumu Türkçe dışındaki diğer Altay dillerinde de vardır. Küçük ünlü uyumu ise Türkçede 17. yüzyıldan itibaren belirginleşmiştir. Tüm Türk dillerinde bulunmadığı gibi Altay dillerinin de birçoğunda küçük ünlü uyumuna rastlanmaz. Bu Türkçenin özellikleri arasında sınırlılık gösteren bir mevzudur.
Türkçenin özellikleri bağlamında p, ç, t, k ünsüzlerinden sonra gelen ekler daima sert (ötümsüz) ünsüzlerle başlar. p, ç, t, k ünsüzleri kelime sonunda kendilerinden sonra bir ünlü aldıklarında ötümlüleşir yani yumuşar. Bu durumda bu sesler b, c, d, ğ seslerine dönüşür. Ancak bu ses değişiminin olabilmesi için kelime sonundaki sert ünsüzden önce ünlü bir sesin bulunması ve kelimenin tek heceli olmaması gerekir.
10. Türkçe, yabancı dillerden kelime alabilir. Ancak yabancı dil bilgisi kurallarını kabul etmez, yabancı dillerden ek almaz.
Bu durumun birkaç istisnası vardır. Bunlar Farsçadan alınan i’li izafet yapısı (Aşk-ı Memnû gibi), Arapçadan alınan nispet i’si (aklî, nakdî gibi), Fransızcadan alınan -ion eki (atma(s)yon) gibi sınırlı sayıda örnekte karşımıza çıkar.
11. Türkçede soru genellikle soru edatı olan “mI” ile yapılır.
Yani soru edatla yapılır.
Türkçede çatı semantiği genellikle eklerle yapılır.
Bu yazının tüm hakları simitcay.com’a aittir.
Makale tam metnine ulaşın (PDF). Öz: Orhun Yazıtları, İslamiyet öncesinde Orta Asya bozkırında yaşayan göçebe… Daha Fazla
Türkiye’nin en köklü şiir yarışmalarından biri olan Simit Çay Edebiyat Etkinlikleri Şiir Yarışması’nın 12.sinin sonuçları… Daha Fazla
Kağan, Türk ve Moğol devletlerini yöneten hükümdarların unvanıdır. Bu sebeple tarihteki Türk devletlerinin yönetim şekline… Daha Fazla
İsim tamlamalarını oluşturan isim ya da zamirlerin arasına gelerek bu kelimeler arasında ilişki kuran eke,… Daha Fazla
Günümüzde yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte “deepfake” kavramı giderek daha fazla tartışılır hâle gelmiştir. Türkçede… Daha Fazla
Özet Kitapçığıİndir 16–18 Mayıs 2025 tarihleri arasında Buhara’da düzenlenen Uluslararası Dil ve Edebiyatta Sağlık Sempozyumu,… Daha Fazla
Yorumlar