İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kalıcılık nedir? (edebiyat) – Her çağın sanatçısı olmak

Bir eserin, tüm çağlara hitap edip her dönemde insanlarda edebî bir zevk uyandırmasına kalıcılık denir. Kalıcılık, sadece edebiyat değil diğer sanat dalları için de geçerli bir kavramdır. Türk edebiyatı açısından bakıldığında Fuzûlî, Bâkî ve Yunus Emre gibi sanatçılar kalıcılığı yakalamış isimlerdir. Nitekim bir romanın veya farklı bir eserin sadece kendi yazıldığı dönemde önemli olan bir sorunu ele almış olması, edebi eserlerin değeri ve kalıcılığını olumsuz yönde etkiler.

Her siyasi değişimde güçlü tarafta duran kişilere her çağın adamı denir. Bu olumsuz bir yaftadır. Oysaki edebiyatta her çağın adamı yani sanatçısı olmak, bir edebiyatçı için en önemli hedeftir. Çünkü eser meydana getiren herkes öldükten sonra da kendi eserleri ile isminin yaşamasını ister. Klasik eser, işte her çağda okur bulan sanatsal ürünlere denir.

Romancılıkta klasik eserin zıddı popüler roman adını alır. İnsanların gündelik trendlerine göre çok satılması amacıyla yazılan bu eserler, yayımlandıkları gibi tüketilir. Böyle eserlerin yazarları edebiyatın geleceğinde kendine yer bulamaz.

1. Kalıcı Eser Nasıl Verilir?

Bu soruya vereceğimiz yanıt kuşkusuz evrensel ve sürekli temaların ele alınmasının kalıcılığa katkı sağladığı yönündedir. Yazıldığı dönemi yansıtan eserler ise o dönem hakkında değerli bilgiler sağlar. Ama evrensel temaları işleyen eserler kadar kalıcı olma fırsatı yakalayamazlar.

Bir eserin kalıcılığını belirleyen temelde dört sebep vardır:

  1. Konu ve temasının her döneme hitap edip etmemesi,
  2. Eserdeki dili kullanma yeteneği, üslup ve alımlama estetiği,
  3. Yaşayan dilin kullanılması,
  4. İnsanlarla gönül bağı kurulması ve felsefi ortam.

Kendi dönemine özgü bir konuyu işleyen eserler, bize o dönemin zihniyeti ve sosyal yapısı hakkında bilgi verir. Bu da dönem romanlarının değerli bir yönüdür. Örneğin Ahmet Mithat Efendi’nin Tanzimat aydınının yanlış Batılılaşma sürecini anlattığı Felatun Bey ile Rakım Efendi veya Samipaşazade Sezai tarafından yazılıp cariyelik sistemini anlatan Sergüzeşt buna örnektir. Bu romanlarda bahsedilen mevzular büyük ölçüde bugün güncelliğini kaybetmiştir.

Edebiyatta güncel kalan ve konuları çağları aşan eserler her daim zamanın aşındırmasına karşı daha dirençlidir. Bu sebeple insana dair temel duygular her zaman okurların ilk tercihi olur. Kısacası sevgi, aşk, pişmanlık ve intikam gibi temalar etrafında şekillenen eserler her dönemde günceldir.

1.1. Her Çağa Hitap Eden Yazarlar Değerli ve Kalıcı Olur

Bir yazar kalıcı olmak istiyorsa her çağa hitap etmelidir. Yunus Emre ve Mevlana gibi isimlerin çağları aşmasının sebebi de budur. Örneğin bugün bile Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü.” sözü bizim için anlamlıdır. Bu söz eskimemiş, geçerliğini yitirmemiştir. Yani edebi eserlerin değeri bu eserlerin hitap şekline bağlıdır.

Geleceğe kalmanın bir diğer ölçütü yaşayan dili kullanmaktır. Yaşayan dili kullanmayan, aşırı söz sanatı derdine düşen sanatçılar zamanla unutulur. Divan edebiyatında süslü nesrin güzel örneklerini veren Nergisi veya Veysi bugün Fuzuli kadar okunmamaktadır.

Bu konuda bir diğer ölçüt ise halkın gönlünde yer etmektir. Bu da nitelikli eserler meydana getirerek olur. Eğer bir yazar okurlara yepyeni bir düşünce evreni vadetmiyorsa onun geleceğe kalması söz konusu olamaz. Çünkü okurlar, kendilerinden bir şeyler buldukları eserlere değer verirler.

Sonuç olarak kalıcılığını sağlamış hatta filme uyarlanmış romanlar dikkate alındığında genellikle yukarıdaki ölçütlerin bir eserin değerini belirlediği söylenebilir.

4 Yorum

  1. […] Edebi Eserlerin Değeri ve Kalıcılığı Nasıl Belirlenir?Edebi Eserlerin Değeri ve Kalıcılığı Nasıl Belirlenir?yonetici1 tarafındanBir romanın veya farklı bir eserin sadece kendi yazıldığı dönemde önemli olan bir sorunu ele almış olması, edebi eserlerin değeri ve kalıcılığını nasıl etkiler? Bu… […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir