İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Veba Geceleri, İddialı Bir Salgın Romanı

Orhan Pamuk’un yeni tarihî romanı “Veba Geceleri” oldukça iddia bir şekilde kamuoyuna sunuldu. Nobelli yazar daha önce olmadığı kadar proaktif bir reklam kampanyası yürütüyor. Romanın sevilip sevilmeyeceğini zaman gösterecek.

Veba Geceleri Ne Anlatıyor?

Veba Geceleri, 1901 yılında Osmanlı’da yaşanan büyük veba salgınını konu alıyor. Tarihte 1901 İstanbul Veba Salgını olarak bilinen salgın İstanbul dışına yayılmadan durdurulsa da romanın postmodern kurgusunda olaylar bir salgın adasına taşınıyor. Romanda vebanın Osmanlı siyaset, fikir ve duygu dünyasında açtığı yaralar; bir laytmotif olarak kurgulanan hayalî Minger Adası üzerinden okur ile buluşuyor. Pamuk aslında bu konuya yabancı değil. Daha önce de Pamuk, Beyaz Kale romanında Osmanlı’da yaşanan bir veba salgınından bahsetmişti.

Serap Sarıbaş, sanatçının Beyaz Kale romanında ele aldığı veba temasını şu şekilde değerlendirmişti:

Eserde Osmanlı İmparatorluğu’nu temsil eden Hoca, veba salgınlarına tevekkül anlayışıyla yaklaşırken, Batı’yı temsil eden Köle ise salgını savaşılması gereken bir durum olarak ele almış ve bu iki durum birbiriyle karşılaştırılmıştır. Doğu-Batı çatışmalarında kullanılan veba salgınlarına karşı mücadele örneği, Pamuk tarafından bir turnusol kâğıdı olarak değerlendirmekte ve bu eski olmakla birlikte esere katılan etkili bir renk olarak düşünülmektedir.

Romanın bir diğer yönü ise “Körlük etkisi”. Pandemi döneminde Portekizli yazar Jose Saramago‘nun Körlük adlı eseri ile elde ettiği başarı, bütün yazarların dikkatini bu alana çevirdi. Veba Geceleri de bu konsepte hitap eden bir roman. Romanda tıpkı Körlük’teki gibi derin yaralar bırakan bir salgın anlatılıyor. Ayrıca salgının siyasi ve duygusal bağlamları da ön planda. Yani iki anlatı arasındaki temel fark, Veba Geceleri’nin gerçek bir anlatıdan yola çıkıyor olması.

Veba Geceleri Postmodern Bir Siyaset Romanı

Veba Geceleri, özellikle Türk-Yunan ilişkilerine postmodern bir bakış sunuyor. Nitekim romanın geçtiği mekân ve içerik özellikleri, Türk-Yunan ilişkilerinin kronikleşmiş sorunları ile bağlantılı kodlar içeriyor. Veba Geceleri’nin geçtiği hayalî mekân bir Doğu Akdeniz adası. Ada nüfusunu Müslümanlar ve Rumlar oluşturuyor. 1901 İstanbul Veba Salgını, tarihî olarak İstanbul dışına hiç çıkmasa da ilk olarak Galata’da İstanbullu bir Rum’da ortaya çıkmış.

Tüm bu ilişkiler ağıyla Veba Geceleri, 200 yıllık Doğu-Batı çatışması sorununa modern bir bakış açısı getiriyor. Bu çatışmanın Türkiye ve Osmanlı siyasetinde bulduğu karşılığı tartışıyor. Henüz ön sipariş durumunda olan kitabı merakla bekliyoruz.

Romanın Karakterleri

Bir kimyager olan Bonkowski Paşa, 1901 yılında Minger Adası’nda başlayan veba salgını ile mücadele için genç bir hekim olan Nuri’yi adaya gönderir. Nuri, zekâsı ile daha önce de Abdülhamid tarafından ev hapsine alınan Sultan Murat’ın kızı Pakize ile evlidir. Nitekim Nuri, adaya Pakize’yi de getirir. Nuri’nin burada yaşadığı aşk, ölüm ve aidiyet üçgeni romanın temel çatışmasını oluşturur.

Romandaki diğer önemli karakterler; Milliyetçi bir asker olan Kolağası Kâmil, onun sevdiği Zeynep, adanın valisi Sami Paşa ve Marika’dır.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir