İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstemiyorum!

Bilmiyorum hangi günaha tanıklık ederken kusuyorum bu satırları

Katili miyim peki yüreklerimize nüfus eden sevginin

Bir zehir gibi,

Bir saksafona küfrü caiz kılan küf gibi

Bir…

Belki birkaç damla gözyaşı gibi  yok olmanı isterdim

Fakat sadece buharlaşıyorsun!

Ve en savunmasız anımda bir sağanak olarak beliriyorsun…

Seni hatırlamak istemiyorum!

Çünkü bir bağımlı gibi sesinin yoksunluk krizlerinde çalkalanacağım ve sadece on tuş ile yapacağım kombinasyon görünmez bir devin hışmına uğramama yetecek…

Seni aramak istemiyorum!

Çünkü sesin , her ne kadar benim için yok olmuş olsan da , kapı pervazından odama sızıp seni yoktan var etmeye yetecek kudrette!

Rüya görmüyorum. Çünkü uyumuyorum!

Uyursam şayet , bir hüzün daha yeşerecek yüreğimde , dalga dalga kaplayacaksın benliğimi , simsiyah saçlarının çocuksu kokusu sinecek yastığıma…

Sana olan sevgimi tekrar dile getirmek istemiyorum!

Çünkü bunu yapabilmem için seni karşıma almam gerekir ve dilim kocaman olur ağzımın içinde , bir meleğin tebessümünün en çok yakıştığı dudaklarını görünce…

Belki de yorgun düşüp seni aramak isterdim farkına varmadan…

İşte o zaman , dev bir boşluk bekler beni yatağımda , en ağır mısralar bile tersyüz olur , sözcüklerin dansı bir ölüm mizanseni yaratır zihnimde , aşk şarkıları inatla seni hatırlatmaya çalışır , sanki ben yokmuşum da bir tek sen -hep- varmışsın gibi…

Siz de sitemizde yazınızı yayımlayabilirsiniz.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir