İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Sizden Gelenler”

Sitemizin çevrim içi yazı kabulü yaptığı dönemde siteye eklenen yazılardır.

BAŞ AŞAĞI DÜŞEN HAYAL

Ekşimiş duyguların resitalidir; Özlemlerin Suyu çekilmiş. Göremiyorum yüzümü Benimle dargın aynalarda. Dünya serveti geceler, Bozdur bozdur harca. Hani Ölümsüz aşkımızdı bu. Şimdi Yeri acil servis Bitkisel yaşamda. Anılar, Uzatıyor maşrapasını. Doya doya iç Acılı suyu Dert çeşmesinden. Güzellikler ve tüm renkler; Hüsran buzluğunda istif. Çocuksu hayaller Kapıda bekliyor. Reddedilecek gibi değil Yaptıkları teklif. Kendimi, Buralarda bırakıp Kaçak filmini oynamak istiyorum. Tersinlemelerde kaldı, Kafiye, redif… (3.6.2009…

DİYAR-I İSTANBUL’A

Sarayburnu; Boğazın Haliç’le öpüştüğü yer. Yorgun yılları anlatır, Hicaz Taksim’den dökülen Bir cümle kasvet. Efkâr nargilesinden çekilen Derin nefes. Damarlarıma süzülmektedir Çiçek kokulu hasret. Çekip-giderken, Bu ömrü seyreder 4.Murat’ın Bağdat Köşkü. Bambaşka sevgiler, Gizemlerle dopdolu mevsim Eylül’dü. Haklısınız, Uzaklaşın bakalım Bahar yeli, anılar. Hayal âlemine gitti Geri dönmez artık Seven,sevilen,kahır çeken. Zamanın Üfürükçü ıslığında, Duygularım diken diken… (2.6.2009 -7.şiir kitabımdan)

SONRASI MONRASI

Seni sevdikten sonra; Yaşam Alt-üst oldu. Ekmekler bayat Aşım soğudu. Kapalı kavanozu Ters çevirdin. Açmazlar altta, Dip tavan yaptı. Sür sürebilirsen bu tarlayı… (27.5.2009 -7.şiir kitabımdan)

BİR TABİAT OLAYI

Ayak seslerinden belli; Kaytan bıyıklı Küheylandır yalnızlık. Tuttuğunu koparıyor, Bu ne güç, azamet. Yaşam; Giymiş üstüne ihtiyarlığı, Her bir telinden Aklar damlıyor tek tek. Bir türlü anlaşılmış değil Bilinmeyen hangi köşede, Kendisiyle tanışacak Ölüm denilen Gerçek. Eyvah Zaman dipdiri ayakta. Kimler Sarı sarmalayacak Bunca yaşanan anıları. Ellerine geçirmiş eldivenlerini Bekler, Ölü yıkayıcısı. Sabırsızlıkla Sigarasını tüttürüyor Mezar kazıcısı. Seçme şansımız var mı… (27.5.2009 -7.şiir kitabımdan)

YALNIZLIĞA ÖZÜR

Her şeylerden Vazgeçtim. Sevgiden Sevilmekten. Bazen de Yeme-içmeden. Gerçekler gitmiş, Yalanlar Saltanatını sürmekte. İkimiz kalmışız Bu evrende dimdik. Sana karşı Boynum kıldan ince, Vefalı dostum Yalnızlık… (27.5.2009 -7.şiir kitabımdan)

YALNIZLIĞA SORU

Karşımda Pis-pis sırıtma Yalnızlık. Gerçekle yalanı, Dirsek temasında Tamamladık. Sayende Yaşam da bizi Unuttu. Merakım odur ki, Kim getirecek sonunu. Ya Senden sonra n’olacak? Esas soru da bu… (26.5.2009 -7.şiir kitabımdan)

HAKSIZLIK ETMİŞİM BU ÖMRE

Emsalsiz Bir sincaptır AŞK; Zaman ağacının dallarında Bir yukarı Bir aşağı Hoplayıp oynar. Hiç Yakalayamadım Onu. Ayrılık ve özlemi; Hüsranlı Gözyaşları ile öğretti. Ne yükmüş kaldıramadım. Olan Bunların altında kalan Ömrüme oldu… (25.5.2009 -7.şiir kitabımdan)

YALNIZLIĞIN TÜRKÜ SENFONİSİ (4)

Bu sokakları, Senden iyi tanırım Yalnızlık. Sor İstediğin kaldırım taşına. Üstlerinde taşıdılar beni Yıllarca. Canciğer Kuzu sarmasıyız onlarla. Benden Daha yalnızsın. Yok Kimin kimsen. Hikâyelerin Hep kırık-yıkık. Gel Bozuşalım artık. Unutalım birbirimizi. Doğrusu da Bu değil mi. Biricik kaderdaşım Yalnızlık… (24.5.2009 -7.şiir kitabımdan)

YALNIZLIĞIN TÜRKÜ SENFONİSİ (3)

Bulamaçlı mevsimin Gecelerinde; Uyku sarhoşudur Yalnızlık. Boyunlarıma dolanır. Attığı her zar düşeş, Kapı alır. Yıkar Partiyi omuzlarıma. Kapatır tavlayı Sıkıştırıverir Koltukaltıma. ‘Yaşam kumunda Daha çok oyna da gel’ der. Enseme şaplak, Gönderir boş sokaklara… (21.5.2009 -7.şiir kitabımdan)

BUYRUN AŞK TRAŞINA

Elimde, Güzelliğinin keskin usturası. Oturup da Kalkamadığım Berber koltuğu. Yanaklarımda Sıcak sulu bol köpükler Vefasızlıklarla dopdolu. Bitmedi Bu aşkın traşı. Yanaklarımdaki yangına Para etmiyor Limon kolonyası. Ya Kesik yerlerin durumu! Yetiş Cehennem taşı… (22.4.2009 -7.şiir kitabımdan)

BENDEN DE Bİ CACIK OLURMUŞ

Gittin gideli, Yama oldum Kırık taş plaklara. Kaybolmuş iğnesi. Ses gelmiyor gramofondan. Kursağımda kaldı, Nihavent Faslı’nın sesi. Bitmiyor, Hasretliğin ağzında, Hiç duyulmamış küfürler, Dayılığın son perdesi. Günahsız Çırılçıplak Biçare duygularımın, Üzerinde turalıyor Zamanın Acımasız rendesi. Lütfen Sarımsak ilave ediniz. Damak tadıdır yemesi… (19.4.2009 -7.şiir kitabımdan)

GEÇ ANLAŞILDI, KİMİNLE DANS EDİLDİĞİ

Davetsiz Yüzsüz akşamlar, Hep hatırımı sorarlar. Gel-git lerde Asılı kaldı nefeslerim. Bulamaçlı Bilinmeyen denklemlerin sonu, Loş mahzenlere açılır. Çaresizliğin üfürüğüdür Ensemi kazır. Akrep-yelkovanları Kopmuş saatlerdir, Duman altı olup Yerlerde sürünür. Türkü mü, arabesk mi, tango mu? Yoksa Napoli’ten den bir arya mı? Ne adı var Ne de cismi; Bitmiyor Zamanın rakkasesi… (18.4.2009 -7.şiir kitabımdan)

LOCK TOPSUZ ŞAİR

Aşk’ın daktilosunda, Aramızda karbon kağıdı; Dolamışlar silindire. Bitmeyen melodramlar, Cirit atarlar Üzerimizde. Bir tuş ayrılık, Bir tuş özlem. Bir tuş avucunu yalamak. Bir tuş da hüsran, Bir tuş daha. Tühh bee Kağıt bitti ulan… (17.4.2009 -7. şiir kitabımdan)

ZAMAN, AĞIRLIĞINI HİSSETTİRİRKEN

Kapıya dayanınca Şeker rahatsızlığı, Farz oldu unutmak, Güzelim kazandibi Vazgeçemediğim kağıt helvasını. Nasıl çıkarıp atarım, Ramazan gecelerinden Ekşili erik kompostosu Tahin-pekmezi. Sonra Selamı alır mı Bayram sabahlarında Benliğimizi saran Ev kadayıfları. Kafanı kaldır Bir etrafına Bir de bana bak. Dün Can yoldaşımdın, Bugün gönlümden ırak. Her şeyinle karmakarışık A-acayip bir şeysin Yaşamak… (3.4.2009 -7.şiir kitabımdan)

KUCAK AÇMIŞ BEKLER AKİBET

Önceleri, Hayaller Özlemler parseller Parke taşlı sokakları. Rahmet yağar, Tomurcuklanır Duvarlardan sarkan Kasımpatılar. Gülümser görünür günışığı. Senin yüzündendir, Giyinmeye başlar Yaşam, Baştan aşağı. Ve Tekmil aldatışlar, Çıkıverirler sahneye. Bitmez Sonsuz oyunları. Kırılma noktasıdır; Beni terk edişin. Kaşarlanmış hasretler Sıkar boğazımı. Toz duman olur Ne varsa maziden yana. Mecburi istikametin Sonu çıkar, Kimsesizler Mezarlığı’na… (22.3.2009 -7.şiir kitabımdan)

BİR YAŞAM HİKÂYESİ

-Bir Yaşam Hikayesi- Yaşantımın, (en) – gerekli yılanısın. Isır Doyabildiğince. Zerk et ‘aşk zehrini’ Benliğime. Asfaltları yeni döşenmiş Damarlarımda, Hız göstergelerini parçalarcasına Gezin. Hiç aldırma Trafik polisliğine özenen Yüreğime. Özlem ve hüsranlardır, Kilometre taşlarım. Zaman ‘diyetindir’ diyerek Bıraktı beni, Kaderin çirkin ellerine. Sevginin Bilinmez kazalarında, Hurdaya çıkmıştır Ömür dediğim. Vahh-vahh Çilesi dolmayan Zavallı başım… (22.2.2009 -7.şiir kitabımdan)

MAZİNİN ZONKLADIĞI ANLAR

Serseri mayın anılarda, Itri’den Bir Hicaz Taksimi. Yoğurtçu Ramazan Amca’nın Ellerinde sallanan çıngırak. Mahalle musikimizin Emsalsiz maestrosu. Akşamları, Boza satan Veli Amca; Sihirli büyümüydü Ömrübillah kayboldu. Geçmişten yana, Güzelliklerden ne varsa. Kararmış Tahta sandıklarda sakladık. Sanki Hiç Bitmeyecek seferindeydi, Taksim-Mecidiyeköy Tramvayı. Vatmanı hep tanıdık. Bazen gece sinemaları, Bazen de Tahin-pekmez paylaşımı. O İstanbul’un eski geceleri; Çocuksu rüyalarımdan Renk cümbüşü Heveslerim taşar. Ahh bir daha görebilsem…

AŞK MALZEMELERİ SATIYORUM, VAR MI ALAN

Aşk malzemeleri Satar. Şu mahzun Gönül dükkânım. Nostaljik aşkların, Fosilleri süsler, Tozlu Zamanın vitrinini. Karışır Taş plaktaki Nihavent Faslı’nın damak tadı, Rap müziğinin Kendini bilmezliğine. Yaşanan O güzelim mazi; Ait mi bize. İster istemez Kendini dinletir, Yorgun yaşamın senfonisi. Renkli mahalle sabahları, Çoluk çocuğa karışmamız. Hiç günahı yokken Öfkelendiğimiz, Geçip giden seneler. Ahlarda- vahlarda aranır, Bir dost tesellisi. Bilgisayarın ağlarına takıldı, Gelmiyor bir türlü, Arife…

ZAMAN KENDİNDEN GEÇMİŞ

Zaman, Kendinden geçmiş. Duygularımın Dili lal. Yemyeşil vadime, Nasıl yağdı bu kar. Çocuksu hevesler, Gençlik iksirim. Yaşam, İçimizden biri miydi. Yoksa Teğet mi geçti. Bilinmezliklerle, Sarmaş dolaş yorgunluklar İçirir, Bu acı kahveyi Yudum yudum. Buz kalıplarının içinde Cayır cayır Yanmaktayım… (1.2.2009 -7.şiir kitabımdan)

Tutunamayanlar (Oğuz Atay)

Tutunamayanlar, Türk edebiyatı tarihinin en önemli eserlerinden biri. Eser, Türk edebiyatında ciddi manada ilk postmodern deneme özelliğini taşıyor. Bu nedenle, olay örgüsü ve gerçeklik modernist roman sınırlarından uzaklaşmış, âdeta ufalanmış. Romanda bildiğimiz tarzda bir olay örgüsü bulmak imkânsız. Metinler arasılık tekniği, postiş ve leitmotifler sayesinde roman, gerçeğin yıkılışına tanıklık ediyor. Romanda, gerçekte doğru olmadığını bildiğimiz birçok bilgi var. Örneğin Gogol’un intiharından bahsediliyor. Aslında Gogol’un intihar…

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.