İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “NESİRLER”

Deneme, fıkra (köşe yazısı) gezi yazısı, röportaj, mülakat gibi düzyazı (nesir) türlerinde yazılan yazıların bulunduğu bir kategori.

THE DISCONNECTED (OĞUZ ATAY)

Tutunamayanlar (The Disconnected) is one of most important works in Turkish literature. This work content the first postmodern experiment in Turkish literature. That’s why plot and reality move away from modernist novel. The reality is almost collapsed. It is a…

BİRKAÇ DAMLA SEN

Hazan yapraklarıyla , solgun çiçeklerle çevriliyken her yer , kara bulutlar dolanırken dört bir yanımda , güneşli günlerle geldin. O gün korkulu bir rüyadan büyülü bir gerçekliğe uyanmışçasına kalktı gözlerimdeki perde , aklımdaki rutubet , kalbimdeki kasvet. Her gün bir…

TESADÜFLER

Bu kör talihim nerde olsam Bulur beni sobeler Ben mutluluktan bir parça Sefkat dilenirken Anladim ki kral tesadüfler Ortaokulun boynuma taktığı kırmızı mı bordo mu ne renk olduğu bilinmeyen kıravatından kurtulduğum o gün azıcık daha büyüdüğümü hissettim .Karne günü ki…

Gönül Denen Yer Benimdir

Şu dünyada her şeyi en yalın ve cesurca söyleyebilen en büyüğü 10 yaşında olan bir grup akıllı bıdığa sence aşk nedir diye sormuşlar. Hepsi kendine göre birer cevap vermiş bunlardan bazıları -Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış patateslerini…

KAMBUR

İnsanların kamburları vardır ve insanlar kamburlarına mahkûmdurlar. Hayatta dik durmak zor ve aslında neredeyse imkânsızdır. Dik durmayı başaranlar çoğunlukla artık yaşamayanlardır. İnsanlar kendi kamburlarını kendileri oluştururlar. Her kambur bir tavizden doğar. Her kambur küçücüktür doğduğunda ve her kambur zamanla büyüyüp…

ADAM

ADAM Kısa ve telaşlı adımlarla yer yer çatlamış kaldırımlar üzerinde ilerliyordu adam. Dalgın bir hal içinde, etrafında olup bitenden habersiz mırıldanıyordu da bir taraftan. Kalabalık şehrin günün bu saatlerinde tenha olan bu sokağında tek tük geçiyordu kaldırımın bitişiğindeki sokaktan otomobiller.…

EN AZINDAN

EN AZINDAN Pencerenin önüne oturmuş dışarıyı izliyordu. İçinde anlam veremediği bir hüznün ağırlığını taşıyordu. Sanki bir şeyler bekler gibi bir hali vardı. Köşe başından çıkıp gelecek birisi mesela ya da telefonunu arayacak birisi. Ama beklediği hiç kimse yoktu. Beklediği hiç…

simitcay.com özgün yazıların yer aldığı bir site olup tüm içeriğin hakları saklıdır. © 2020