İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “deneme”

ERDAL ARSLAN İLE HİÇ’İNCİ YOKUL ŞAHSIN HİKÂYESİ ÜZERİNE

Kastamonulu sanatçıları sanatseverlerle buluşturmak için çıktığım yolculukta ilk durağım: Erdal Arslan; tarih, hikâye, deneme yazarı. Kendisiyle son kitabı “c” vasıtasıyla konuştuk. Samimiyeti için şimdiden teşekkür ediyorum. Kitabınızda “Neden yazıyorsunuz?” sorusuna “Yaz, dedi kaderimiz.” cevabını vermişsiniz. Bu cevaba ekleyecek bir şeyleriniz…

Türkiye'de doğduk.

Türkiye’de doğduk Bundandır ki ufak çocukluk dramlarımız vardır hepimizin. Bize her ay bir çift pabuç alınmazdı. Genellikle işçi ya da memurdu babalarımız. Evdeki tek çocuk da değildik elbet. Anlardık ufacık halimizle durumu; ses etmezdik ondan. Okulun başlamasına sayılı günler kala…

KAMBUR

İnsanların kamburları vardır ve insanlar kamburlarına mahkûmdurlar. Hayatta dik durmak zor ve aslında neredeyse imkânsızdır. Dik durmayı başaranlar çoğunlukla artık yaşamayanlardır. İnsanlar kendi kamburlarını kendileri oluştururlar. Her kambur bir tavizden doğar. Her kambur küçücüktür doğduğunda ve her kambur zamanla büyüyüp…

YOKSA

YOKSA   Eskimeyen bir türkünün tellerinde gidiyorum çocukluğumun en kıymetli anılarına. Mutsuzlukla henüz tanışmamışken, hani büyümenin marifet olduğuna inandığım; o tertemiz yıllara. Kayısı çekirdekleri ve gazoz kapaklarıyla oyunlar oynadığım, cumartesi günleri çizgi film izlemek için erkenden uyandığım, dedemden aldığım harçlıklarla…

AVRO AVRO

– Muzaffer Sağlık Teknolojileri Hizmetleri, ben Oktay buyurun. – Alo…İyi günler, Muzaffer sağlık şeyleri mi? – Evet efendim, Muzaffer Sağlık Teknolojileri Hizmetleri, ben Oktay buyurun. – Ha, iyi günler Oktay Bey, ben bir şey soracaktım. – Buyurun efendim. – Ben…

TERANE

TERANE Günler birbirinin aynı gibi sanki. Yani şu televizyonlarda yayınlanan dizilerin yeni bölümleri de olmasa bir günün diğerinden hiçbir farkı kalmayacak diye düşünmeden edemiyorum. Dizilerin yeni bölümlerinden önce yayınlanan özet bölümleri izlediğimde kendimi aynı günü tekrar yaşıyormuşum gibi hissetmekten alıkoyamıyorum…

adam

Saçları hiçbir zaman okşanmamış bir adamın, kırık dökük anıları işgal etmekteydi gecelerini. Geçmişin zincirlerinden kurtulamamak hastalığına yakalanmış olan bu adam, geleceğini bu esaretin kollarında yitirmekteydi. Hayatı bir açık hava hapishanesinden farksız olan bu mahkûm adam, bir müebbet mahkûma benzemektedir ki…

Hüsn-ü Kuruntu

Gökyüzünde tane tane süzülen kar taneleri, bedenimi pencerenin kenarında bırakıp bembeyaz bir hayal kapısından içeri çektiler ruhumu. Zihnimde asla mırıldanamayacağım sarhoş eden bir melodi ile sanki hipnoz olmuş gibi girdim bu bembeyaz ve ihtişamlı hayal kapısından içeri. El değmeye kıyamayacağım…

MÜSTESNA

Keskinlikten hoşlanmayan kör bir bıçağın kesememe hikâyesidir insanın yeryüzü hikâyesi. İster zengin olsun, ister fakir, ister asil bir aileye mensup olsun, isterse avam bir aileye, ister dünyanın en güçlü ve an sağlıklı insanı olsun, ister dünyanın en zayıf ve en…

Güneşli Hayıflanmalar

Güneşin tenimi yakmasından hoşlanıyorum. Herkes yaz günü köşe bucak kaçarken güneşten, ben üzerine üzerine gidiyorum güneşin. İçim dışım pişsin istiyorum çünkü. İçim cayır cayır yanarken, dışım neden çiğ kalacakmış? İnsan zamanla birlikte, zamanın bizzat içinde kaybolup gidiyor. Geçmişte yaşadıklarım bırakmıyor…

simitcay.com özgün yazıların yer aldığı bir site olup tüm içeriğin hakları saklıdır. © 2020