İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “şiir”

MISRA-İ BERCESTE

Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerindeki en güzel dizelere mısra-i berceste denilmektedir. HOCA DEHHÂNÎ (13.yy) Severem seni can bigi hatâ dedim maâza’llahNe mikdârı ola cânın ki benzedem sana cânı “Seni can gibi severim. Hata ettim Allah korusun, ne miktarı var ki canın seni cana benzeteyim.”

GECEYE

GECEYE 09.09.2018 01.50   “Benim hayatımda bir sürü insan var, Sadece henüz tanışmadık…”   En sevdiğim mevsim değildi tanıştığımızda, Onun da öyle… Kışın soğuğunu severdi o, Ben ilkbaharın ılık sıcağını… İkimiz farklı zamanlarda Benzer hayallerle katlanmıştık, Varlık sancısına…   Bundan böyle beraber mutlu olalım istedim…

BİZLER

İstem dışı hayallere kapılan bir kalbin, Çok hevesli takipçileriydik, Zihinlerimize sırt çevirip, Alabildiğine geniş maviliklerde koşmayı düşlemiştik.   Ne mavilikler var oysa şimdi hayatımızda, Ne düşlediğimiz bahçeler, Ne de kalbimizin kapıldığı hayallerden bir katre, Yalnız ve gri, Gri ve karanlık, Tüm renklerimiz solmuş, Zihnimizin prangalı mahkûmları olmuşuz.   Zaman birer birer katletmiş düşlerimizi, Birer birer avlamış hayallerimizi, Aslında dünya o düşlediğimiz yer değilmiş, İçinde yaşadığımıza…

MÜSPET BİR MÜEBBETİN ŞİİRİ

Sarı başaklar içinde kaybolup gitti umut, Kara toprağa yar oldu ansızın. Hayallerimi kırpıp yıldız yaptım, Kara bulutlarına inat gökyüzünün. Şiirler ezberledim, şarkılar tuttum kendime, Çorak topraklar gördüm, Çorak topraklarda yaşadım Ve çıplak ayaklarımla yürüdüm çorak topraklarda. Hayaller ektim, Hayal kırıklıkları biçtim. Ne ektiysem, Ne ettiysem olmadı. Bıraktım sonra, Kendimi, hayatı ve insanları, Bıraktım belirsizliğin kollarına. Ağlamadım, üzülmedim, yas tutmadım. Korktum yıldırımlı gecelerden, Uzak durdum kendimden, Yakın sandım kendimi…

Gönül Suretim

Gönül suretimi ben aşkla yaktım bu beni Gönül suretinde ben gördüm hiç sanma seni Aşk suretime bak o zaman görürsün seni Gönül suretime sen bakma görmezsin seni Toprak suret surette bizde toprak değil mi? Topraktan gelen bizler toprak olan değil mi? Bu kavga dövüşler hırs hepsi boşa değil mi? Gönül suretime sen bakma görmezsin seni Aşk suretinde gezen gönlüm işte kayboldu Benlik denilen nefse bunlar…

Hasretin

  Mavi düşler gibiydi gözlerin Berrak pınar gibi duruydu sözlerin Beyaz kanatlar gibiydi ellerin Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin   Baharlar gibi kokardı saçların Cennet gibiydi o bakışların Cennet sarışı gibiydi o sarılışların Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin   Karanlık gülüşlere saldı ecelinin gelişi Ne çabuk bitti hayatının gülüşü Yaktı kor alev gibi gidişin Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin   Dipsiz karanlık kuyulardayım çıkamıyorum Arasam…

Şefkat Nedir Bilmez Beden Hakka Sarılmadan

  Alınır her şey elinde Allah’a kul olmadan Anlamsız olur zaman Allah’a varmadan Şefkat nedir bilmez beden Hakka sarılmadan İnsan insan olmaz Allah’a iman etmeden   Yol yol olmaz hakka yürüyen olmadıkça Aşk aşk olmaz gönül kapısını açmadıkça Cennet cennet olmaz gönülden sevmeyince Cehennem ise dediğin sen hiç gülmeyince   Göz göz olmaz hak gözü ile bakmayınca Öz bedene yakışmaz hak yolda olmayınca Bakış bakış…

Gece ve Ben

Gece ve Ben   Ben geceye aşığım Gece hayran bana. İyi anlaşıyoruz, karanlık bir yanımız sürekli, Ama aydınlıklar saklı bir yanımızda da. Onun ay ışığı var mesela, Benim içinse gözlerin. İkimizde gizemliyiz mesela, Geceyi çözmeye çalışıyor kimileri, Kimileri gecenin içinde beni. Tamamlıyoruz birbirimizi. Ben geceye aşığım, gece hayran bana. Anlatıyorum da anlatıyorum. Gözünü kırpmadan dinliyor beni. Sitemlerim oluyor arada, “Çok seveni ayırdın, hainsin! “ diyorum.…

UMUDUM

UMUDUM Bir özlem büyütürüm içimde, Dokunsan ağlayacak bir hüzün, Birkaç satır yazı, Uykusuz bir gecenin zifiri karanlığında yazılmış Ve birkaç damla gözyaşı. Bilen bilir, aslında fazla söze gerek yok Ya da bunun üzerine bir şiir yazmaya. Ama umudum olmasa, Geleceğe dair beklentilerim. Muhakkak dokunmazdım şiirin nazlı tellerine, Yüreğimle. Muhakkak ölürdüm o zaman, Aslında hiçte hoş olmayan bir biçimde, Paslı bir bıçakla mesela. Yalnızlıktan ölmüş derlerdi,…

RUHUM BEDENİM

RUHUM BEDENİM Ağrı dağını sırtlamış bir karınca, Fili kapmış uçuran bir kartal, Ya da timsah yemiş bir tırtıl. Bedenim ruhumu taşıyamıyor, Yıpranıyor bedenim, Zarar görüyor her an, Kaybediyor. Hannibal’in Sezar’a kafa tutması gibi, Ya da sisli bir sabah fillerin karşısındaki Beyazıt gibi, Çubuk ovasında. Socrates kadar çaresiz, Neitzce kadar zamansız, Darwin kadar lüzumsuz, Ve en az Mussolini kadar deli. Ruhum… Karşı konulamaz bir fırtınaya kapılmış,…

DEPRESYON

DEPRESYON Depresyona girmişsin, Uyku nedir bilmiyor, Hiçbir şeyden zevk almıyormuşsun. Anlamıyorum seni Ya da depresyona girmiş herhangi birini. Neden depresyona girer insan, Neden zevk almaz olur yaşamaktan? Sanırım yaşamak için gerekenler haddinden fazlaysa, Açlık, üşümek, yoksulluk, işsizlik bilinmiyorsa, Hastalık inim inim inletmiyorsa, Ölüm korkusu yüreğinde gezinmiyorsa cellat misali, Depresyona girebiliyor insan. Sende girmişsen depresyona, Feda etmelisin hayatındaki bollukları hayata. Böyle anlayabilirsin ancak hayatı, Böyle koruyabilirsin…

yetimin özlediği

YETİMİN ÖZLEDİĞİ Gözlerimde saklı özlemim, Rengini senden almış, Ne kadar ağlasa da bırakmamış, Kaybetmenin hüznünü, Gözlerim. Seni tanıyanlardan dinliyorum, Yürüyüşüm aynı sen, Saçlarımın ahengi Ve tenimin rengi, Aynı sen… Tanımasam da seni, Benimle yaşamaktasın, Aynalarda görüyorum silüetini, Bana bakıyorsun sımsıcak, Bana bakıyorsun bambaşka. Sen olmasan da yanımda, Senin gibi tutunmaktayım hayata, Senin gibi bakmaktayım dünyaya, Senin gibi Ve seninle… Sen gittin dünyadan, Ben geldiğimde dünyaya.…

yalnızın şiiri

YALNIZIN ŞİİRİ Sessizliğin kırsalındayım Ve dişlerimin arasından dökülen; Silikleşmiş birkaç kelime, Hani can yakan yürek yangınından çıkmış, İsten dumandan kapkara, Tam yanacakken, Tam da yanmışken sıyrılıp çıkmış, Konuşulmasa da olurmuş, Birkaç yaralı, yorgun ve kırgın kelime, Sessizliğin kırsalında ve yalnız… Hâlbuki En kalabalığıydım ben insanların, En ağız dolusu güleni, En neşelisi Ve en öfkelisi. Tutkularımdan alev alırdı güneş, Sevgimle ısınırdı yeryüzü, Şefkatimin yumuşaklığında yok olurdu…

bizler

BİZLER İstem dışı hayallere kapılan bir kalbin, Çok hevesli takipçileriydik, Zihinlerimize sırt çevirip, Alabildiğine geniş maviliklerde koşmayı düşlemiştik. Ne mavilikler var oysa şimdi hayatımızda, Ne düşlediğimiz bahçeler, Ne de kalbimizin kapıldığı hayallerden bir katre, Yalnız ve gri, Gri ve karanlık, Tüm renklerimiz solmuş, Zihnimizin prangalı mahkûmları olmuşuz. Zaman birer birer katletmiş düşlerimizi, Birer birer avlamış hayallerimizi, Aslında dünya o düşlediğimiz yer değilmiş, İçinde yaşadığımıza inandığımız…

kaçıncı

KAÇINCI Özlediğim rehavet yazda da değilmiş meğer Kış diye üzülürken ben, birden bire geldi bahar, Ardından uçsuz bucaksız yaz, Sarı başak buğday tarlaları, Güneşin kavurduğu tenim, Aynı buhranın içinde sıkışıp kalmış bedenim. Bir umudum sonbaharda, Meşhur hüznün mevsimi, Sarabilir mi yaralarımı, Merhem olabilir mi onlara? Hâlbuki geçmişte kalan kaçıncı kış, Maziye gömülen kaçıncı bahar Ve yaşanan kaçıncı yaz? Sonbahara bağlanan kaçıncı umut filizi, Umutsuz olmuyor…

YANILGI

  YANILMIŞIM (yanmışım) Denizleri mavi zannederdim, Yıldızları beyaz, Güneşi sarı Ve insanı ölümsüz. Oysa ne denizler mavi, Ne yıldızlar beyaz, Ne güneş sarı Ne de insan ölümsüzmüş. Yaşadım dediğin hayat birkaç üzgün günmüş…   MESUT ÇİFTCİ

SEVİNME

SEVİNME Bahar geldi diye seviniyor, İlk olmasa da bu bahar, Son olup olmayacağı bilinmese de, Bahar geldi diye seviniyor, Alışılmış bir sahtekârlıkla, Sevinmek istiyor çünkü artık, Bunun mümkün olmadığını bilse de, Olmayacağını bilse de, Olduramayacağını bilse de, Adam Ve bir başına koskoca dünyada, Yalnızca yalnız bir adam, Bahar geldi diye, Durup dururken, Hiçbir sebep yokken, Tüm sebeplerini tüketmişken, Ölü doğmuş umutlarına sarılmayı, Var olmayanı, Hiçbir…

KIPIR KIPIR (ŞİŞMAN)

KIPIR KIPIR – ŞİŞMAN Kıpır kıpır içim, Çocuksu bir gülümseme suratımda, Sanki aylardan temmuz değilmiş gibi, Sanki yıldızlı gecelerde hüzün yokmuş gibi, Sanki haylaz bir çocuk gibi, Ben gibi, Kıpır kıpır. Kaybolup gitmek istiyorum yoncaların içinde, Gökyüzünde kaybolup gitmek… Güneşe ulaşmak belki, Belki kutup yıldızına. Çocuksu bir heyecan tüm bedenimde Bayram mı desem, şenlik mi, düğün mü? Tüm denizler benim olsa, Sahiller bir de, Uçurtmalar…

AĞIT

  Toprağında biten gülün kokusu, Sigara dumanının zehirlediği ciğerlerimde Ve beyninim karanlık kıvrımlarında dolaştığında, Affetmiş olacağım seni. Sen son nefesini acılar içinde gökyüzüne savururken, Ben nefretinle dişleyeceğim dudaklarımı, Çenemden süzülen kan, Nefretimin mührü olacak. Belki göremeyeceğim seni, O eylül sabahı sana dair son görüntü olacak zihnimde, Güneşli günlerde uyanmaktan da nefret edeceğim, En az senden nefret ettiğim kadar. Ruhunun gazap içinde kıvranması süsleyecek düşlerimi, Seni…

YAĞMUR DAMLASININ ÖYKÜSÜ

Sağanak halinde düştüm yeryüzüne, Gökyüzünün evladıyken henüz, Doymamışken bembeyaz bulutlar arasında uyumaya, Doymamışken maviliğimin güneşle olan dansına, Çamurun ve soğuğun içine düştüm, Gökyüzünün gözünden, Sağanak halinde bir yağmurla.   Gözyaşlarına karıştım ilkin, Okyanus suları gibi tuzlu, Okyanus suları kadar fazla, Okyanus suları kadar hırçın gözyaşlarına. Toprak bu kadar mı susamıştır yağmura, Ağaçlar bu kadar mı hasrettir bir damla suya? Düştüm yanaklarından insanların, Düştüm toprağa ve…

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.