İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “edebiyat”

Betik Edebiyat ve Kültür Yayını 2020 Haziran Sayısı (1) Çıktı

Sayı: 1 (Haziran 2020) Dergi dosyasının tamamına ulaşmak için  TIKLAYINIZ. “Evren” konulu diğer sayımıza yazınızı göndermek için TIKLAYINIZ.   Dilerseniz yazılara tek tek de ulaşabilirsiniz: Kapak ve Jenerik “Betik”tekiler 1 Seda Nur KURT: Ruhlar Âleminde 2 Efil YILMAZ: Ruhun Kökeni 5 Ferda TARA: Ruh 7 Mücahit Coşkun KÖSE: Zamanın Ruhu 10 Hayati SARIEKİZ: Ruh Tragedyası 14 Ensar KILIÇ: Dilin Nörolojik ve Ruh Bilimsel Kökeni 22…

Sözlerim

       İsyankâr olup ateşe düşeceğine seni isyankâr yapmaya çalışanların üzerine bir bardak su dök ne sen ateşe düş nede onlar ateşe düşsün    Her acıya alışacağına, acıyı merhamete alıştır acı ortalıkta yok olsun. Fark edilmek için çabalayacağına fark etmek için uğraş, hem fark edilirsin hem takdir edilirsin hem de sevap kazanırsın. Bir taşla üç kuş vurmak demeyelim de yakalamak budur.    Hayatta üzüleceğine,…

Gece ve Ben

Gece ve Ben   Ben geceye aşığım Gece hayran bana. İyi anlaşıyoruz, karanlık bir yanımız sürekli, Ama aydınlıklar saklı bir yanımızda da. Onun ay ışığı var mesela, Benim içinse gözlerin. İkimizde gizemliyiz mesela, Geceyi çözmeye çalışıyor kimileri, Kimileri gecenin içinde beni. Tamamlıyoruz birbirimizi. Ben geceye aşığım, gece hayran bana. Anlatıyorum da anlatıyorum. Gözünü kırpmadan dinliyor beni. Sitemlerim oluyor arada, “Çok seveni ayırdın, hainsin! “ diyorum.…

Türkiye'de doğduk.

Türkiye’de doğduk Bundandır ki ufak çocukluk dramlarımız vardır hepimizin. Bize her ay bir çift pabuç alınmazdı. Genellikle işçi ya da memurdu babalarımız. Evdeki tek çocuk da değildik elbet. Anlardık ufacık halimizle durumu; ses etmezdik ondan. Okulun başlamasına sayılı günler kala bir çift pabuç alınırdı. Sevgiyle ve özenle seçerdik onları. Çünkü uzun bir süre birlikte aşındıracaktık kaldırımları. Bir iki ay giydikten sonra ayakkabılar ufaktan sıkmaya başlardı…

UMUDUM

UMUDUM Bir özlem büyütürüm içimde, Dokunsan ağlayacak bir hüzün, Birkaç satır yazı, Uykusuz bir gecenin zifiri karanlığında yazılmış Ve birkaç damla gözyaşı. Bilen bilir, aslında fazla söze gerek yok Ya da bunun üzerine bir şiir yazmaya. Ama umudum olmasa, Geleceğe dair beklentilerim. Muhakkak dokunmazdım şiirin nazlı tellerine, Yüreğimle. Muhakkak ölürdüm o zaman, Aslında hiçte hoş olmayan bir biçimde, Paslı bir bıçakla mesela. Yalnızlıktan ölmüş derlerdi,…

RUHUM BEDENİM

RUHUM BEDENİM Ağrı dağını sırtlamış bir karınca, Fili kapmış uçuran bir kartal, Ya da timsah yemiş bir tırtıl. Bedenim ruhumu taşıyamıyor, Yıpranıyor bedenim, Zarar görüyor her an, Kaybediyor. Hannibal’in Sezar’a kafa tutması gibi, Ya da sisli bir sabah fillerin karşısındaki Beyazıt gibi, Çubuk ovasında. Socrates kadar çaresiz, Neitzce kadar zamansız, Darwin kadar lüzumsuz, Ve en az Mussolini kadar deli. Ruhum… Karşı konulamaz bir fırtınaya kapılmış,…

YOKSA

YOKSA   Eskimeyen bir türkünün tellerinde gidiyorum çocukluğumun en kıymetli anılarına. Mutsuzlukla henüz tanışmamışken, hani büyümenin marifet olduğuna inandığım; o tertemiz yıllara. Kayısı çekirdekleri ve gazoz kapaklarıyla oyunlar oynadığım, cumartesi günleri çizgi film izlemek için erkenden uyandığım, dedemden aldığım harçlıklarla leblebi tozu ve çiklet aldığım; henüz olmamış, ömrümün tazecik zamanlarına. Umutların ve hayallerin en taze iklimine, ağız dolusu kahkahalarımın en gerçek haline, gözyaşlarımın ve sıkıntılarımın…

DOĞMAMIŞ YAZAR

Güneş doğduğunda ve insanlar uyanığında ben hala uyuyor olacağım. Fark etmeyeceksiniz ilkin. Tembel yine uyanmadı diyeceksiniz, işe geç kaldı yine. Telefonlarıma cevap vermeyeceğim, kapı zillerine de öyle. Akşama doğru işkilleneceksiniz. Ama yine de başıma bir şey mi geldi diye düşüneceksiniz ikinci gün. Bazılarınız, serseri işte kim bilir feneri yine nerede söndürdü diyecek. Üç gün sonra bulunacak cesedim yatak odasında. Üzüleceksiniz. Serserinin tekiydi ama kimseye zararı…

ZAMANIN İÇİNDE YAŞAMIN DIŞINDA

ZAMANIN İÇİNDE YAŞAMIN DIŞINDA Havalar iyiden iyiye soğumuştu. Kış kendini göstermeye başlamıştı. Yazın rehavetiyle rengarenk olan cadde ve sokaklar soğukların başlaması ile birlikte kahverengi ve siyaha bürünmüştü. Sokaklar eskisi kadar kalabalık değildi. Cadde ve sokak kenarlarındaki cafe ve restaurantlar yazın dışarı kurdukları masalarını çoktan içeri almışlardı. Binaların bacalarından gri dumanlar yükseliyordu gökyüzüne. Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı ama henüz yağış başlamamıştı. Gökyüzünün kapalı oluşu yağış beklentisini…

KIPIR KIPIR (ŞİŞMAN)

KIPIR KIPIR – ŞİŞMAN Kıpır kıpır içim, Çocuksu bir gülümseme suratımda, Sanki aylardan temmuz değilmiş gibi, Sanki yıldızlı gecelerde hüzün yokmuş gibi, Sanki haylaz bir çocuk gibi, Ben gibi, Kıpır kıpır. Kaybolup gitmek istiyorum yoncaların içinde, Gökyüzünde kaybolup gitmek… Güneşe ulaşmak belki, Belki kutup yıldızına. Çocuksu bir heyecan tüm bedenimde Bayram mı desem, şenlik mi, düğün mü? Tüm denizler benim olsa, Sahiller bir de, Uçurtmalar…

TERANE

TERANE Günler birbirinin aynı gibi sanki. Yani şu televizyonlarda yayınlanan dizilerin yeni bölümleri de olmasa bir günün diğerinden hiçbir farkı kalmayacak diye düşünmeden edemiyorum. Dizilerin yeni bölümlerinden önce yayınlanan özet bölümleri izlediğimde kendimi aynı günü tekrar yaşıyormuşum gibi hissetmekten alıkoyamıyorum desem yalan olmaz. Allah’tan bu özet kısımların kıyısına köşesine özet diye yazıyorlar da oradan anlıyoruz farklı bir günde olduğumuzu. Monoton ve rutin kelimelerinin ne demek…

adam

Saçları hiçbir zaman okşanmamış bir adamın, kırık dökük anıları işgal etmekteydi gecelerini. Geçmişin zincirlerinden kurtulamamak hastalığına yakalanmış olan bu adam, geleceğini bu esaretin kollarında yitirmekteydi. Hayatı bir açık hava hapishanesinden farksız olan bu mahkûm adam, bir müebbet mahkûma benzemektedir ki umutları gündelik umutlardır. Bu umutlar günün dışına çıkmayı beceremezler. Adam kendini bildi bileli mutluluk yalanlarıyla kandırılmış ve yaşadığı her dakika bu yalanların ispatlanmasıyla geçmiştir. Mutsuz…

Hüsn-ü Kuruntu

Gökyüzünde tane tane süzülen kar taneleri, bedenimi pencerenin kenarında bırakıp bembeyaz bir hayal kapısından içeri çektiler ruhumu. Zihnimde asla mırıldanamayacağım sarhoş eden bir melodi ile sanki hipnoz olmuş gibi girdim bu bembeyaz ve ihtişamlı hayal kapısından içeri. El değmeye kıyamayacağım beyazlıkta bulutlar ve bulutların içerisinde dağılmış ömrüm duruyordu. Bir tarafta çocukluğum, bir tarafta ergenlik yıllarım, ara ara görünen üniversite yılları ve toplamında ben. Orada ilk…

MÜSTESNA

Keskinlikten hoşlanmayan kör bir bıçağın kesememe hikâyesidir insanın yeryüzü hikâyesi. İster zengin olsun, ister fakir, ister asil bir aileye mensup olsun, isterse avam bir aileye, ister dünyanın en güçlü ve an sağlıklı insanı olsun, ister dünyanın en zayıf ve en hasta insanı; kanın demir tadı alınacak ve paslı metal tadındaki yalnızlık yaşanılacaktır. İnsanların sık sık adaletinden şikâyet ettikleri dünya, tüm bedenlerin çürümesine, tüm kemiklerin erimesine…

EMEĞİNİZ EMANETİMİZDİR

Erken gidersem işimi erkenden halledeceğimi düşünüyordum. Yanılmışım. Herkes benim gibi düşünmüş olacak ki Ösym Büronun önü hınca hınç doluydu. Bir de nasıl erken gelebilirsin ki anam babam? Benim ikamet ettiğim ilçe ile vilayet arası tam yüz otuz dört kilometre. En erken minibüse bile binsen saat dokuz buçukta vilayettesin. Elbette minibüs esnafının minibüs tıka basa dolmadan hareket etmesini beklemek çok iyimser bir düşünce olur. Etti mi…

Güneşli Hayıflanmalar

Güneşin tenimi yakmasından hoşlanıyorum. Herkes yaz günü köşe bucak kaçarken güneşten, ben üzerine üzerine gidiyorum güneşin. İçim dışım pişsin istiyorum çünkü. İçim cayır cayır yanarken, dışım neden çiğ kalacakmış? İnsan zamanla birlikte, zamanın bizzat içinde kaybolup gidiyor. Geçmişte yaşadıklarım bırakmıyor peşimi. Benim herkesin aksine keşkelerim var. Nedense hiç kimse sahiplenmiyor keşkelerini. Bense biliyorum ki beni ben yapan keşkelerimdir. Zaman içinde yoğrulmuşlardır kendileri ve hepsi bizzat…

AĞIT

  Toprağında biten gülün kokusu, Sigara dumanının zehirlediği ciğerlerimde Ve beyninim karanlık kıvrımlarında dolaştığında, Affetmiş olacağım seni. Sen son nefesini acılar içinde gökyüzüne savururken, Ben nefretinle dişleyeceğim dudaklarımı, Çenemden süzülen kan, Nefretimin mührü olacak. Belki göremeyeceğim seni, O eylül sabahı sana dair son görüntü olacak zihnimde, Güneşli günlerde uyanmaktan da nefret edeceğim, En az senden nefret ettiğim kadar. Ruhunun gazap içinde kıvranması süsleyecek düşlerimi, Seni…

Dünya ve Ruh Sağlığı

İnsan, gündelik yaşantısının içerisine o kadar çok sıkıştırıyor ki kendisini, dışarıda koskoca bir dünyanın döndüğünü ve kendisinin bu koskocaman dünya gezegeninin kabuğunda, bir parazit misali yaşamak zorunda olan ve uzay ile kıyaslandığında bir atomun elektronları kadar küçük kalan bir varlık olduğunu unutuveriyor. Bu aslında günümüz modern toplumunda insanların temel sorunlarından birisi olarak ortaya çıkıyor. Dünya üzerinde milyarlarca insan olduğunu unutuveriyor insan. Kendi şehrini, kendi ilçesini,…

OYUN

HAYAT BİR OYUNMUŞ ASLINDA HEN ENGEL BAŞKA HE HEDEF FARKLI SEVİYE EN ÇOK PUAN TOPLAYAN KAZANIR AMA TEK BİR CANIN VAR SADECE

Sen…hayırdır?

“Umrumda değil vaziyetin” dedi oğlan. Gozleri keskin, nişanını almış, gücü kuvveti yerinde halini bezenmiş her zamankinden öte. Belirsiz bir hışımla tüm öfkesini kusmak üzere uyanıp derhal yanında bitti esas kızın. Halini hatrını sormak bir kenara, vücudundaki bütün kan beynine sıçramışçasına bu sükunete, belirsizlik silsilesine bir son verme amacında, kafası dik, karsısında yer edindi kendine. Tüm sinirini bir sekilde çıkarma amacıyla, içinde temelli dingin, dışı yangın…

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.