İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “YAZARLARIMIZDAN”

KUCAK AÇMIŞ BEKLER AKİBET

Önceleri, Hayaller Özlemler parseller Parke taşlı sokakları. Rahmet yağar, Tomurcuklanır Duvarlardan sarkan Kasımpatılar. Gülümser görünür günışığı. Senin yüzündendir, Giyinmeye başlar Yaşam, Baştan aşağı. Ve Tekmil aldatışlar, Çıkıverirler sahneye. Bitmez Sonsuz oyunları. Kırılma noktasıdır; Beni terk edişin. Kaşarlanmış hasretler Sıkar boğazımı. Toz duman olur Ne varsa maziden yana. Mecburi istikametin Sonu çıkar, Kimsesizler Mezarlığı’na… (22.3.2009 -7.şiir kitabımdan)

BİR YAŞAM HİKÂYESİ

-Bir Yaşam Hikayesi- Yaşantımın, (en) – gerekli yılanısın. Isır Doyabildiğince. Zerk et ‘aşk zehrini’ Benliğime. Asfaltları yeni döşenmiş Damarlarımda, Hız göstergelerini parçalarcasına Gezin. Hiç aldırma Trafik polisliğine özenen Yüreğime. Özlem ve hüsranlardır, Kilometre taşlarım. Zaman ‘diyetindir’ diyerek Bıraktı beni, Kaderin çirkin ellerine. Sevginin Bilinmez kazalarında, Hurdaya çıkmıştır Ömür dediğim. Vahh-vahh Çilesi dolmayan Zavallı başım… (22.2.2009 -7.şiir kitabımdan)

MAZİNİN ZONKLADIĞI ANLAR

Serseri mayın anılarda, Itri’den Bir Hicaz Taksimi. Yoğurtçu Ramazan Amca’nın Ellerinde sallanan çıngırak. Mahalle musikimizin Emsalsiz maestrosu. Akşamları, Boza satan Veli Amca; Sihirli büyümüydü Ömrübillah kayboldu. Geçmişten yana, Güzelliklerden ne varsa. Kararmış Tahta sandıklarda sakladık. Sanki Hiç Bitmeyecek seferindeydi, Taksim-Mecidiyeköy Tramvayı. Vatmanı hep tanıdık. Bazen gece sinemaları, Bazen de Tahin-pekmez paylaşımı. O İstanbul’un eski geceleri; Çocuksu rüyalarımdan Renk cümbüşü Heveslerim taşar. Ahh bir daha görebilsem…

AŞK MALZEMELERİ SATIYORUM, VAR MI ALAN

Aşk malzemeleri Satar. Şu mahzun Gönül dükkânım. Nostaljik aşkların, Fosilleri süsler, Tozlu Zamanın vitrinini. Karışır Taş plaktaki Nihavent Faslı’nın damak tadı, Rap müziğinin Kendini bilmezliğine. Yaşanan O güzelim mazi; Ait mi bize. İster istemez Kendini dinletir, Yorgun yaşamın senfonisi. Renkli mahalle sabahları, Çoluk çocuğa karışmamız. Hiç günahı yokken Öfkelendiğimiz, Geçip giden seneler. Ahlarda- vahlarda aranır, Bir dost tesellisi. Bilgisayarın ağlarına takıldı, Gelmiyor bir türlü, Arife…

ZAMAN KENDİNDEN GEÇMİŞ

Zaman, Kendinden geçmiş. Duygularımın Dili lal. Yemyeşil vadime, Nasıl yağdı bu kar. Çocuksu hevesler, Gençlik iksirim. Yaşam, İçimizden biri miydi. Yoksa Teğet mi geçti. Bilinmezliklerle, Sarmaş dolaş yorgunluklar İçirir, Bu acı kahveyi Yudum yudum. Buz kalıplarının içinde Cayır cayır Yanmaktayım… (1.2.2009 -7.şiir kitabımdan)

AŞK’IN BİLMEM NE HALLERİ

Aşk; Düştü ya İkimizin arasına. Özlemlerin Kıvrak dansları tepinir Uykularımın tavanlarında. Saatlerde, Bilinmeyen bir isyan. Saklambaç oynuyor, Baharı Cebinde saklayan nisan. İpini koparmış Haramlarla, Tozu dumana katarak Geliyor, Kaçamak hayaller. Zamanın arkasına saklandı, Yaşamdaki Herşey, birer birer. Şimdi Tam zamanı; Duygularımda firar vakti… (25.1.2009 -7.şiir kitabımdan)

YAŞAMIN MORGUDUR, AŞK

Zamanın elinde Dengin anahtarı, Açıyor birer birer Yaşam kapılarını. Kalmadı Söylenecek hiçbir şey. Umutlar, Kaf Dağı’nın ardında. Kundaktaki Bebek çığırtmaları, Ömrün üzerindeki giysi. Nasıl girdik bu labirente, Çıkış yolu neresi. Bilinmeyen denklerim Saat başı çanları çalıyor. Üşümüş kar taneleri, Çıyanların Mükemmel raks edişlerini Seyrediyor. Anlaşılamayan Nefesler düğümleniyor, Masum boğazlarda. Kokuştu tüm renkler. Aşk; Loş mahzenlere hapis edildi. Dışarıda, Keyfe keder, Yaşamla ölüm Doyasıya öpüşmekteler… (13.12.2008…

YALNIZLIK YETER

Umut pencereme Kalın perdesini Çekmektedir hüzün. Anılar, Feryat-figanla iki büklüm. Akordu bozuk gecenin, Bilinmeyen nağmeleri; Utanmaz, davetsiz misafirdirler Kulaklarımda. Kayboldu günışığı Hangi zamanda. Nefeslerimi hapseder Gölgeler oyunu. Derbeder kimsesiz, Kürekleri kırık Kıyıya bağlanmış bir kayık. Martıların Boşuna çığlıkları. Denizde kalmadı balık. Mısralarımda, Gizemli duyguların rengi Kıpkızıl kor. Yalnızlığın, Durdurulamaz Tsunamisi Odama doluyor… (12.12. 2008 -7.şiir kitabımdan)

BİRAZCIK ÇOCUKSU HEVESLER

Paspasların altına saklanan, Anahtarlarla açılan Tahta kapılar. Boza ile dolu yaz geceleri. İçlerinde bizleri yaşatan Bayram günleri. Doyumsuz tatlardı, Dedelerin-ninelerin Öpülen pamuksu elleri. Kısa pantolonlarımızla Aldığımız bayram harçlıkları; Bitmeyen dünya serveti. Zaman, Yoktur sende mekân. Ve de Yatıp kalkan. Sorma bana Gelen gideni. Bırak öylece kalsın, Ufukta kaybolan hatıraların Silinemeyen derin izleri… (1.12.2008 -7.şiir kitabımdan)

ZAMANIN TELİNDE ANILARIN CAMBAZLIĞI

Hüzünler asılı kalır; Kapanan Akşamın perdelerinde. Kimsesiz yaşamımdır, Umutsuzluk rampasından fırlayan. Düşüncelerimin her biri, Serseri mayın sanki. Sırtlarımda gezinen, Yorgun zamanın iniltileri. Yüzlerinde, Kırkayakların izleri. Ne git derim gecelere, Ne de merhaba sabahlara. Çocuksu hevesler, Mutluluğu yakaladığım Bitmeyen elma şekerleri. İlk aşkım Sibel, Mahallemizin Ponpon Ninesi. Hangi girdapta kaybettim Onları. Ölü toprağıdır, Serpin üzerime. Efsunlu Bayram Sabahlarını… (6.10.2008 -7.şiir kitabımdan)

SİTEM

Bir Haliç Karmaşasıdır; Türlü çeşit Filmlerini oynatır. Kâh siyah-beyaz Kâh kısa metrajlı. Kendimden geçerim. ‘gel huzur bul’ der Eyüp Sultan. Buhar olup, uçar zaman. Çöker omuzlarıma Bütün Gizemliliğiyle Piyer-loti. Misafir ederler, Tahta masa, boş sandalyeler. Şef garsondur yalnızlığım; Servisinde damak tadında görünür Köpüklü Kallavi Türk Kahvesi. Kulaklarımda Bir tuhaf dolaşır Rumeli Türküleri. Ortadan ikiye bölünür, Bu yaşam. Bir kısmı Teleferikle iner aşağı. Diğeri Yukarı yol…

KÜÇÜKKUYU’NUN DENİZ FENERİNE

Hırslı dalgaların Kıyını dövdüğü, Duygularla örülü Bu deniz sahili. Kulübelerinde Demli çaylar fokurdar. Çapara, ağlar hep aynı. Balıklarda İsyanların en mükemmeli. İntihar komandosu Her biri. O gösterirdi yönlerimizi. Güven, huzur Mevsimlerin bereketlisi. Unutuldu, unuttuk Çaylak geçmişimizi. Yoksa birden mi büyüdük ne. Vefasızlığı, Vazgeçebilseydik keşke. Yüreğimizin her köşesi Yerindir. Emsalsiz sırdaş, Küçükkuyu’nun Deniz Feneri… (25.9.2008 -7.şiir kitabımdan)

BİR EVVELİYATLI AŞK

Evvel zaman içinde Uyumaktadır aşkımız. Üzerinde, Sarhoş zamanın Kertenkele gezintileri. Depreştirir çaresizlik, Yılların bütün özlemlerini. Anılar; Bu deniz sahilinde Neden beni terk etti. Ekşimtırak mevsimin Tam orta yerinde, Bitmeyen Ayazlar silsilesidir; Benliğimi Paket yapıp Tozlu raflara terk eden. Çek git artık Hüzünlerle dopdolu tren. Ne gelen var, Ne de Dört gözle beklenen… (24.9.2008 -7.şiir kitabımdan)

PİYER LOTİ’NİN BİTMEYEN SAATLERİ

Ağır-aheste Bazen de Farkında olmadan Çıktık bu yokuşu. Bir şeyler fısıldar Anlayamam Eyüp Sultan Mezarlığı. Başımı kaldırdığımda Karşımdadır Pier-Loti. Yorgun zaman Yaslanır sağ tarafıma. Yapraklarını döküyor Sonbahar, Yaşamla vedalaşmada. İn sırtımdan Bütün yorgunluğum. Geç otur tahta masamın başına. Deli-dolu gezinen Garson yalnızlığım; Getir iki fincan Kallavi Türk Kahvesini. Bir Nihavent Şarkıda bıraktım Mazimi. Kapkaradır Bütün falların elleri. Günah, Ufukta batan günbatımında. Birbirine düşürdü, Zevkleri, renkleri……

BİR YAZ DA BÖYLE GEÇTİ

Mavi denizin Köpüklerine karışan Güneş endamında. Bir kumral Bir esmer Bikinili güzeller. Tadı damakta kaldı Yarım kalan sevişmeler. Eller cepte Küçükkuyu sahilinde geziniyorken, At arabalarında Saman kokan çehresiyle. Çok yiyip Sapı elinde kalan Kara üzümleriyle, Sarhoş akşamlarında, Bir yanıp, bir sönen Kaçamak aşklarıyla. Ve de Şaşkın bakışlarımızla, Ortada bıraktı bizleri. Velhasıl Kavunuyla, karpuzuyla Dopdolu bir yaz geçti… (31.8.2008 -7.şiir kitabımdan)

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.